KASTAMONU SANAT İŞLEYEN ELLER DERNEK BAŞKANI TELLİ; “Kastamonu’nun ismini duymayan kalmayacak” « KASTAMONU SOZCU GAZETESİ

ÖZEL HABER">
SON DAKİKA

KASTAMONU SANAT İŞLEYEN ELLER DERNEK BAŞKANI TELLİ; “Kastamonu’nun ismini duymayan kalmayacak”

Bu haber 09 Eylül 2022 - 8:35 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Kastamonu Sanat İşleyen Eller ve Yöresel Lezzetler Kadın Kooperatifi Başkanı Serpil Durgut ile Kastamonu Sanat İşleyen Eller Dernek Başkanı Mine Telli, faaliyetleri hakkında açıklamalarda bulundular.

Kastamonu Sanat İşleyen Eller ve Yöresel Lezzetler Kadın Kooperatifi Başkanı Serpil Durgut, 10 Ekim 2019 yılında kooperatiflerini kurduklarını hatırlattı.

Kooperatiflerinin kuruluş yılından bu zamana kadar 6 projeye sahiplik ve ortaklık ettiğinin bilgisini veren Durgut; “Kadınlarımıza istihdam ve Kastamonu turizmine fayda sağlamak amacıyla bu yola çıktık. Çıktığımız bu yolda 18 tane üyemizle ve üye olmadan da 40 ila 60 arası kadınımızla yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz. Bu yolda ilimize ait unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarımızı ve yöresel lezzetlerimizi daha çok vurgulayarak ulusal ve uluslararası tanıtmak amacıyla ilerliyoruz. Projelerimizden bir tanesi Kız Kardeşimin Çeyizi Projesi idi.  Ticaret Bakanlığı’nın bizlere yüzde 75 hibe sunduğu bu projeden bir dikiş makinesi aldık. Bu dikiş makinesiyle Kastamonu ve ilçelerinde bulundan 9 genç kızımızın sandık çeyizini gönüllü olarak karşıladık. Kastamonu kadınlarının sandıklarında bulunup hiç kullanmadıkları danteller, kanaviçe, lifler, havlular ve birçok ürünü geri dönüşüm yapıp değerlendirerek genç kızlarımıza ürünleri takdim ettik. Hatta İstanbul’da kaşık çatal firması sahibi Sinoplu bir Bey, bize 12 takım kaşık ve çatal sağladı ve ‘Ben her zaman buradayım, daha sonra tekrar göndereceğim’ dedi. Bu ilimizin tanıtımı için de güzel bir şey, ihtiyaç sahibi genç kızlarımıza mutfak eşyası ve sandık çeyizi olarak yardımcı olmak da bizim için gurur verici” dedi.

“JAPONYA İLE ONLİNE BİR ŞEKİLDE KONFERANS DÜZENLENDİK”

Diğer gerçekleştirmiş oldukları projelerden bahseden Durgut; “Bu faaliyetlerimizden bir başkası ise ‘İşten sosyal hayata uyum’ adlı bir projeye katılım sağladık. İstanbul’da yine taş baskı ve yöresel lezzetlerimizin tanıtımını yaptık. ‘Sanattan kazanca kadın emeği’ diye bir projeye de ortaklık yaptık. Kurulduğumuz dönemde Japonya ile bir iş birliği içerisinde Kastamonu iğne oyalarını, siyez unu, siyez bulguru, çekme helva, dokuma gibi ürünleri Japonya’ya tanıttık. Japonya ile online bir şekilde konferans düzenlendik ve orada Kastamonu iğne oyaları ve el sanatlarıyla ilgili bir kitap hazırlanarak dağıtıldı. ‘Şifa doğadan, emek kadından’ isimli de yeni bir proje yaptık. Onun faaliyetlerine de Dernek Başkanımız Mine Hanım ile birlikte devam ediyoruz” diye konuştu.

“YOLUMUZA EMİN ADIMLARLA DEVAM EDİYORUZ”

Durgut, daha birçok proje planlarının olduğunu vurgulayarak; “Bir projemiz devam ederken bir başka projemizin de planlarını yapıyoruz. Kooperatifimizde ‘Ne yapabiliriz’ sorusu aramızda dönen bir sorudur. ‘İlimiz için ne yapabiliriz, nasıl farklılıklar yapabiliriz, hangi yeni inovasyonları ürünlerimize ekleyebiliriz?’ diyerek yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz. Şu anda ilk hedefimiz projemizin yakın bir zamanda açılışı olacak, açılışta da sürpriz ürünümüzü sürpriz paketler haliyle ilimiz protokolüne duyuracağız. Bizim çabamızı kayıtsız bırakmayan Sayın Valimize, kıymetli eşine, Belediye Başkanımıza, Belediye Başkan Yardımcılarımıza ayrıca teşekkür ediyoruz. Bizlere çok destek oluyorlar. Belediyemiz tarafından hatta geçtiğimiz aylarda Kastamonudogal.com kuruldu. İki kadın kooperatifin ürünleri de orada mevcut.  Hanımlara böyle bir öncülük edildi ve katkılar devam ediyor. Yine kurum ve kuruluşlar olmak üzere herkes destekçimiz, hangi kapıyı çalarsak hiç kimse bizi geri çevirmedi. Geçtiğimiz aylarda, KUZKA’da Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı kapsamında Kastamonu, Sinop ve Çankırı’da bulunan 8 kadın kooperatifine malzeme desteği verildi. Biz de bundan yararlandık. Hamur yoğurma makinesi, fırın, bilgisayar ve bahçede oturmak için masa ve sandalye gibi birçok ürün temin ettik. Bir kadın kooperatifi için bunlar çok büyük destekler. Bizim kendi çabamızla yakın zamanda alabileceğimiz makine ve ekipmanlar değillerdi. Sağ olsunlar bizi verilen bu destekle bizi ayağa kalkındırmış oldular. Tabii ki bunlar da karşılıklı, bizler azim ediyoruz ve kurumlarımız bizdeki azmi gördükleri için desteklerini esirgemiyor. Böyle de olduğu için kuvvetli bir şekilde ilerliyoruz” ifadelerini kullandı.

“KOOPERATİFİMİZ BİR SANAT EVİ ÖZELLİĞİ DE TAŞIMAKTADIR”

Kooperatif olarak kurulma amaçlarına da değinen Durgut; “Öncelikle geleneksel, unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarımızı ön plana çıkartmak ve onlara yeni inovasyonlar ekleyerek gelecek nesillere ve günümüze taşıyarak tanıtmaktır. Bunların içinde taş baskı, iğne oyası, dokuma, kanaviçe, tırnak bağı, tel kırma, ahşapla ahşap ile ilgili çalışmalarımız var. Hanımların ürettiklerini daha farklı ve albenili bir hale getirmek için çalışıyoruz. Kastamonu yöresi adına, geleneksel el sanatı olarak akla ne gelirse zaten halk eğitimci olduğumuz için bu konakta hepsini yapabiliyoruz. Bunun yanı sıra modern sanatlara da devam ediyoruz. Aslında kooperatifimiz bir sanat evi özelliği de taşımaktadır. Yöresel lezzetlerde de mutfağımızda ilgilenen bir ortağımız var. O çalışanlarımızın başında ve onlar ile ilgileniyor. Şehir içi ve şehir dışının yanı sıra başka ülkelerden konağımıza gelenler de var. Bu sokak kültürünü seven insanlar gezerken bizlere geliyor çünkü 800 yıllık bir caminin altındayız, bunun bize bir artısı oluyor. Gelen misafir konağımızda bir şey yesin, yemesin ona konak kültürünü, Kastamonu’da gezilecek yerleri anlatıyoruz. Bir nevi de rehberlik ve tanıtıma da katkı sağlamış oluyoruz. Biz kadınlar olarak Kastamonu’ya gerçekten artı değer kattığımızı iddia ediyoruz” dedi.

“KASTAMONU İLİNİN İSMİNİ DUYMAYAN KİMSE KALMAYACAKTIR”

Sanat İşleyen Eller Derneği’nin Başkanı Mine Telli ise derneği geçen sene açtıklarının bilgisini vererek; “Bizim derneğimiz hiçbir şekilde satışa dahil değil. Yaptığımız ürünleri çıkartıyoruz ve satış kısmında ise ortağımız kooperatif oluyor, yani pazarlama kısmını kooperatif yüklenmiş oluyor. Derneğimiz projeleri yapmakta daha bir kolaylık sağlıyor, kooperatifimiz ise satış ve pazarlama işlerinde daha etkili oluyor. Kooperatifimiz ile beraber ortak şekilde çalıştığımız projemizdeki amacımız, yöresel lezzetimiz olan ekşili pilavı raflarda gösterebilmek. Yöresel lezzet olarak sunduğumuz ekşili pilavı paketlememizdeki amaç; ilimiz çerçevesinde hiçbir yemeğimizin, hiçbir yerde satışa sunulmamış olması ancak buraya gelindiği zaman lezzetler bakılabiliyor ve tadılabiliyor ama hiç kimse buradan giderken kendine dair bir yemek çeşidini başka bir yere sunamıyor. Bir Gaziantep’in ya da bir Şanlıurfa’nın, Adana’nın neredeyse bütün yöresel lezzetlerini bilirsiniz ve damağınızda da tadını hissedersiniz. Bizim yemeğimiz söylendiği zaman ise insanlarda bir anlam dahi taşımıyor. Onun için biz hem ilin tanıtımı hem yöresel lezzetimizin tanıtımını yapmak adına böyle bir paketleme çalışması yaptık. Buradaki amaç ürünü sadece pakete koymak değil, asıl çerçeveye bakıldığı zaman çerçevenin çok geniş olduğunu göreceksiniz. Bunu İstanbul gibi büyükşehirde satışını yapabilirsek, neredeyse 81 ilin tanımasına sebep oluruz çünkü orası karma bir yer ve metropol. Her yerden gelen ve giden mevcut. Haliyle Kastamonu ilinin ismini duymayan kimse kalmayacaktır. Sadece yemek olarak da değil, ilimiz coğrafya olaraktan her türlü güzelliği barındırırken tarihi dokusu da çok güzel. Buna rağmen ne yazık ki turizm ve tanıtım açısından eksi bir yöndeyiz diye düşünüyorum. Gereken tanıtımı yapamıyoruz, bu yapacağımız işin ilimizin tanıtımına da çok güzel bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Elinize aldığınız herhangi bir ürüne bakıp ‘Burası nerededir?’ dediğiniz zaman, ben o ürünün yerini de tanımak istiyorum ve artık erişim de çok kolay. İnternete yazdığınızda orayla ilgili her türlü bilgiyi ediniyorsunuz ve size cazip gelen şeyleri görmeyi ve tanımayı daha çok arzu ediyorsunuz” ifadelerini kullandı.

“TEMİZ GIDA ÜZERİNE ÇALIŞIYORUZ”

Araç ilçesinin coğrafi işaretli Akdene Çorbası’nın da paketlemesini yaptıklarını belirten Telli; “Bunun da tanıtımını yapmaya başladık. Yaptığımız ürünlerde, biz kooperatif ve dernek olarak şunun kesinlikle bilinmesini istiyoruz, temiz gıda üzerine çalışıyoruz. Günümüzde paketli olan her ürünün içerisinde katkı maddesinin bulunduğu aşikardır. Ürünlerin sürecini korumak, devam ettirmek adına yapılan belli bir koruma düzeni vardır. Elbette ki bazı ürünleri için vücudun tolere edilebileceği düşünülebilir ama vücut bir mekanizma ve bu mekanizmayı ne kadar az toksin ya da dışarıdan alınan kimyasalı az yüklerseniz sizin için daha verimli hale gelecektir. Bizim amacımız da kendi sistemimize uygun olan temiz gıdayı buluşturmak. Bunu sağlayabilmek için paketlenmiş gıdanın içerisinde kullanılan tüm ürünleri kurutulmuş olarak kullanıyoruz ve özellikle yeşil ürünlerimizin hiçbiri güneş görmeden kurutuldu. Bu özellikle birlikte ürünü tencereye boşalttığınızda göreceğiniz renk bir harika. Geçen gün yine tanıtım için bıraktığımız bir paketi pişiren hanımefendi bize ‘Bunun bu muhteşem yeşilliği nedir’ diye sordu. Bunun sebebi güneşten uzak olarak kurutmamız. Güneş değmediği için hem kuruttuğumuz ürünümüz daha sağlıklı çünkü güneş bir yandan kuruturken diğer yandan ise dezavantaj oluşturarak vücut için gerekli olan bazı şeyleri öldürmeye sebep oluyor. Biz onun için hiç güneş değmeden ürünümüzü ortaya çıkardık. Bir başka husus ise sortex eleme makinası diye bilinen bir ayrıştırmayla bulgurlarımız hazırlanıyor. Bu makine bulgurların tanelerinin, boyutlarının ve içindeki ağırlıklarının birbirine eşit olmasını sağlıyor. Bu eşitlik bize ürünü tencereye koyduğumuz zaman bulgurun tamının eşit bir şekilde pişirilmesini sağlıyor. Eğer ki doğal yolla kırılmış bulgurları elde edersek bulgurun dış yapısı çok sert olduğu için bazı bulgurların kabuğunu kıramadığınız için içinde ürünün içinde çok katı olarak kalıyor ve pişme sürecinde ise bir tarafı yumuşak bir tarafı ise sert kalma gibi bir eksi durum ortaya çıkartıyor. Bizim bulgurumuzda ise böyle bir eksi durum ortaya çıkmayacak. Bulgurumuz da zaten siyez bulguru, herkes tarafından bilinen ve ata tohumu denildiği için genetiği değişmediği için vücudun alımı daha rahat ve glüten seviyesi de oldukça düşük. Çorbamız da zaten yine yöresel ve bağışıklık sistemi için çok fazlasıyla elzem olan bir çorba türü diyebilirim. Geçmişten günümüze ‘Peygamber aşı’ diye de geçer” şeklinde konuştu.

“MARKA HALİNE DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN ÇABALAYACAĞIZ”

Proje süreci içerisinde şu anda paketleme aşamasına geldiklerinin altını çizen Telli; “Tüm ürünlerimizi temin kadınlardan aldık, kuruttuk, hazırladık. Bundan sonra paketleme işlemimiz olacak ve bunu da kadınlarla birlikte yapacağız. Bu süreci bitirdikten sonra ise raflarda satışa sunulmuş olacak. Hedefimiz sadece ulusal değil, uluslararası da satış yapmak, bunun için de Kooperatif Başkanımız Serpil Hanım ile birlikte bağlantılar kurmaya şimdiden başladık. Önümüzdeki senenin nisan ayında bu projemizi sonlandıracağız ve ürünün tanıtımı için İzmir Alaçatı’daki Ot Festivali’ne götüreceğiz. Daha sonra ise ürünün artılarını daha da geliştirerek bir marka haline dönüştürmek için çabalayacağız” dedi.

 E.K.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.