AVCILAR VE ATICILAR DERNEĞİ BAŞKAN YARDIMCISI ÜNALDI; “Kaçak avcılık yapanlar adımıza leke sürüyor” « KASTAMONU SOZCU GAZETESİ

ÖZEL HABER">
SON DAKİKA

AVCILAR VE ATICILAR DERNEĞİ BAŞKAN YARDIMCISI ÜNALDI; “Kaçak avcılık yapanlar adımıza leke sürüyor”

Bu haber 11 Ağustos 2022 - 8:36 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Avcılar ve Atıcılar Derneği Başkan Yardımcısı Adil Ünaldı, 20 Ağustos’ta sona eren av yasağına ilişkin çeşitli açıklamalarda bulundu.

Av sezonun başlaması üzerine hazırlıklarını sürdürdüklerini belirten Ünaldı; “Silahların bakımları olsun, gruplar halinde avlanacağımız yerler olsun çeşitli hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Hepimiz heyecanlı bir biçimde gün sayıyoruz çünkü avcılık bizim için sadece bir hayvanı vurmaktan ibaret değil, avla birlikte bir sosyalleşme alanımız da oluyor. Avcılık bizim için bir tutku. Biz ava gideceğimiz gün çayımızı, çorbamızı, etimizi ne yiyeceksek temin ediyoruz daha sonra dağa gidiyoruz. Piknik yapar gibi birlikte yemek yiyoruz. Çöpümüzü falan da etrafta bırakmayız. Bu konuda çöp toplama işlemlerimiz de oluyor. Doğayı daha yakından görme ve doğanın güzelliklerini tahrip etmeden yaşama fırsatını yakaladığımız için avcılığı seviyoruz” dedi.

“KAÇAK AVCILIK YAPANLAR ADIMIZA LEKE SÜRÜYOR”

20 Ağustos’tan itibaren tüm avlanmaların serbest olmadığına dikkati çeken Ünaldı; “Bıldırcın, üveyik ve yaban domuzu avı açılıyor. Onun haricindeki diğer hayvanlardan tavşan ve keklik avı 15 Ekim’de başlıyor. Belirtilen tarihlerin dışında hayvanları vurmak yasak ve cezai yaptırımları var. Biz ‘Gerçek avcı her attığını vuran değil, hangi avı ne zaman, ne kadar vurmasını bilendir’ diyoruz. Her önüne gelene ateş edilmesini istemiyoruz, bizler bu duruma karşıyız. Avcının en iyi silahı ‘Vicdanıdır’ diyoruz. Belgeli avcı arkadaşlarımız bunlara dikkat ediyor ama kaçak avcılık yapan arkadaşlara biz karşıyız. Onlar bizim adımıza leke sürüyor, bu anlamda yoruluyoruz. Ava giderken Tarım ve Orman Bakanlığı’nın AVBİS adındaki sistemine girerek oradan izin alıyoruz. Ava da her gün izin alınmıyor. Hafta sonu, çarşamba ve sadece salı günü domuz avına gidilebiliyor. TC numaranız ve avlanma pulunun seri numarasıyla girdiğiniz sistemde serbest olan av sahasının yeri seçiyorsunuz. Örneğin seçtiğiniz alan Çankırı ili olsun ve tavşan avına gittiğinizi varsayarsak günde bir tane vurabilirsiniz, iki tane vuramazsınız çünkü bir kotanız var. İki defa fazla hayvan vurursanız ömür boyu av yapma belgeniz de iptal oluyor” diye konuştu.

“MALİYENİN BELGELİ AVCILARIN SAYISINA ETKİSİ OLUMSUZ OLUYOR”

Bir avcının ava gidebilmesi için çeşitli belgelerinin olması ve her sene belirli bir miktar parası ödemesi gerektiğini ifade eden Ünaldı; “Avcı ava gidebilmesi için maliyeye bir av sezonunda 453 lira gibi bir harç bedeli yatırması zorunda. Ayrıca Milli Parklar’a 280 lira avlanma izin kartı ücretini de vermek zorunda. 60 lirada da derneğimizin üye aidatı var. Yani 800 küsur gibi sadece avlanma izini için bir ücret ortaya çıkıyor. Maliyeye yatırdığımız para avcılarımızı zorluyor. Köylüler özellikle bu parayı vermede daha çok zorlanıyor. Bu da haliyle kaçak avcılığın önünü açıyor. Bir eğitim de almıyor bu vatandaş, haliyle doğaya da zarar veriyor. Önüne ne gelirse avladığı da oluyor. Halbuki bu daha ucuz olsa buna herkes katılır ve daha fazla kişi katıldığında toplanılan paranın da fazlasını devlet toplar. Yivli av tüfeği kullanmak da izne tabii onu alıp ava giden arkadaşlarımız da mevcut. Yivli tüfeği alındığında 5 yılda bir maliyeye harç yatırılması zorunda. Bu yıl yatırılması gereken ücret 10 bin lira civarında. Tüfek 5 bin liraya alınıyordu, iki misline vergi veriyorsun. Maalesef maliyenin, belgeli avcıların sayısına etkisi olumsuz oluyor ve kaçak avcılığa teşvik ediyor” dedi.

“ÜLKEMİZDE AVCILIK İŞİ YÖNETİLEMİYOR”

50 yıla yakındır avcı olduğunu belirten Ünaldı; “Ülkemizde avcılık işi yönetilemiyor, bu senelerdir aynı. Teknik direktör Slaven Bilic’in söylemiş olduğu sevdiğim bir sözü var, çok güzel bir tespit yapmış; ‘Türkiye’de gerçek problem bilgili insanların yetkisi yok, yetkililerin bilgisi yok’ bir yere gittiğinizde kapıda belki uzman yazıyor ama içerideki insanlar uzman değil. Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nde veya illerde görev yapan arkadaşlarımızın hepsine saygı duyuyoruz fakat kendi alanları değil. Onlar ormandan, ağaçlardan anlıyor. Esas olarak biz şunu istiyoruz, üniversitelerin dört yıllık av ve yaban hayatı bölümleri var. Örneğin Trabzon’da var. Oradan mezun olan kişilerin bu dairelerde ve bizi yöneten insanların onların olmasını istiyoruz. Çünkü yaban hayatını en iyi onlar biliyor. Bizi yöneten müdürlüklere bir tavşanın yılda kaç yavru yaptığını ve kekliğin ne kadar yumurta yaptığını sorsanız maalesef çoğunluğu bilmez çünkü onların alanı değil bu konu. Bu konuda maalesef yıllardır hata yapılıyor” diye konuştu.

“MİLYONLARCA LİRA BOŞU BOŞUNA HEBA EDİLİYOR”

Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından doğaya zaman zaman keklik ve sülün salımı yapıldığını ama uygulamanın yanlış gerçekleştirildiğine vurgu yapan Ünaldı; “Müdürlükler sağ olsun, yıllardır bizler de bu işlerde görev alıyoruz. Bu hayvanların doğada tutunma şansı kesinlikle yok. Milyonlarca lira boşu boşuna heba ediliyor. Bu hayvanlar çiftliklerde yetişiyor, çiftlikte hazır yem yedikleri için gagaları uzun. Doğaya saldığınızda beslenme şansı yok. Geçtiğimiz yıllarda bu hayvanları salarken tek tek gagalarını tırnak makasıyla üstteki gagalarıyla aynı seviyeye getirerek suyun başından saldım. Bu uygulamayı en güzel Kıbrıs’ta İngiltere bağlantılı arkadaşlar yapıyor ve başarı oranları da yüzde 99 gibi bir rakam. Biz hayvanları resmen makus kaderine terk ediyoruz. Araştırdığımızda bu hayvanları yaşayamadığını öğreniyoruz. Bu hayvanlar salınana kadar insana alışıyor. Daha sonra ne yem ne de su bulabiliyor ve ölüyor. Salım yaparken de suyun başından yapılması lazım çünkü bu hayvan önce suyu öğrenecek ve orayı da belirli bir süre hayvan adapte olsun diye yemleyeceksin. Maalesef bunlar yapılmıyor ve bunların diğer hayvanlara da hastalık bulaştırdığı söyleniyor. Bu işi uzmanların yapmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“AVRUPA BESİN ZİNCİRİNİ BİLMİYOR MU?”

Türkiye’de kurt vurulmasının yasak olduğunu anımsatan Ünaldı; “Almanya ve diğer ülkelerde binlercesini ücret karşılığında vuruyorlar. Birçok gelir de elde ediyorlar bundan. Türkiye’de Cumhuriyet kurulduğundan bu yana geyik, karaca avı yasak ama buna rağmen yollarda geyiğe rastlayamıyoruz. Ben kendim avcıyım iki defanın haricinde geyiğe rastlamadım. Bir kurt yılda 2 bin 500 ton civarında et yediği söyleniyor. Bu hayvan ot yemiyor ki haliyle dağdaki geyikleri, karacaları yiyecek. Bunu dediğimizde besin zinciri diyorlar ama Avrupa besin zincirini bilmiyor mu? Kurt avının yasaklanması konunda Türkiye uluslararası bir sözleşme imzalamış ve kurt vurmak bu yüzden yasak. Köylüyü de zarar veriyor diğer canlılara da. Doğadaki diğer hayvanların çoğalmamasının sebebi kurt olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

“YAPBOZ ŞEKLİNDE AVCILIĞI DEVAM ETTİRİYORUZ”

 Avcılıkla ilgili sorunların çok olduğunu dile getiren Ünaldı; “2018 yılında Türkiye çapında bir çalıştay düzenlendi, Kastamonu’yu temsilen ben de katıldım. Çalıştaya avcı dernekleri, Milli Parklar’daki müdürler, Bakanlar ve bürokratlar katılım sağladı. Avcıların sorunları masaya yatırıldı ve belirli bir standart çıkarıldıydı. Yalnız o sene de Orman Bakanı değişti, o da rafta kaldı. Maalesef yapboz şeklinde avcılığı devam ettiriyoruz” dedi.

“ÖNÜMÜZDEKİ SENELERDE ORGANİZASYONLARA DEVAM EDECEĞİZ”

Kastamonu Avcılar ve Atıcılar Derneği’nin 1955 yılında kurulduğunu belirten Ünaldı, daha önceki yıllarda Topçuoğlu Mahallesi’nde kiralık bir yerde faaliyet gösterdiklerini belirterek; “Bundan 15 yıl önce dernek gelir ve aidatıyla lokalimizi satın aldık. Avcıların bir arada olup kaynaşması için böyle bir yer yaptık. Her yıl avcıları bir araya getirmek için sezon içi ve sezon sonunda organizasyon yapmaktaydık. Çeşitli atış yarışmalarıyla vatandaşlar ile bir araya geliyorduk. Derece alan arkadaşlarımıza tüfek ve madalya hediyesi veriyorduk. Bu sene ekonomik şartlardan dolayı yapamıyoruz ama önümüzdeki senelerde devam etmeyi düşünüyoruz” diye konuştu.

“BİZ AVCILAR ÜLKESİNİ, DOĞASINI SEVEN İNSANLARIZ”

Meyve çekirdeklerini vatandaşlardan toplayıp doğada ektiklerinin altını çizen Ünaldı; “Bu çekirdekleri ava gittiğimizde cebimize alıyoruz ve doğadaki uygun yerlere belirli aralıklarla ekiyoruz. Meyve ağaçlarının olmasına katkıda bulunmak için bunu yapıyoruz. Yıllar önce meyve ağaçlarını köylerde sattılar. Şu anda meyve ağacını doğada bulmak çok zor. Kastamonu’da bir ayı sorunu var, hayvanlar yiyecek bir şey bulamadığından evlere, ahırlara geliyor. Bu çalışmayla bunun da önüne geçileceğine inanıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda Milli Parklar ile birlikte beraber de bu etkinliği sürdürdük. Biz avcılar ülkesini, yurdunu, doğasını seven insanlarız. Bundan yıllar önce Ilgaz Dağı saldırısında bir polisimiz şehit edildi. O olaydan iki gün önce derneğimize yüzbaşı gelmişti. Onlar Akkaya tarafında teröristleri gördüklerine dair bir istihbarat almışlar. Yüzbaşımız bizimle bir plan yaptı. ‘Akkaya’nın oradaki karakola gelin, bize orada bir av düzenleyin kalabalık bir şekilde’ dedi. ‘Sizden tedirgin olsunlar ve uzaklaşsınlar’ diyerek Boyabat tarafından da özel harekatçıların geleceğini, onların üzerine doğru gitsinler demişti. Öyle bir şeyi kararlaştırdık fakat onlar çarşamba günü olayı gerçekleştirdi” dedi.

Erkut Kargın

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.