ZULMETMEK KADAR ZULME UĞRAMANIN DA YASAK OLDUĞUNU BİLİYOR MUYUZ SİZCE? « KASTAMONU SOZCU GAZETESİ

KÖŞE YAZISI">
SON DAKİKA

ZULMETMEK KADAR ZULME UĞRAMANIN DA YASAK OLDUĞUNU BİLİYOR MUYUZ SİZCE?

Bu haber 04 Kasım 2022 - 5:36 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İnsan; sınırları olan (olması gereken) ve sınırlarını bilen (bilmesi gereken) bir varlık olarak yaşadığında insanlığına yaraşır bir ömür sürmüş olur. Fakat şu bir gerçektir ki; insan zaman zaman haddini de aşar bazen bilerek ve isteyerek bazen de bilmeden ve istemeden ama çoğunluklu istemli bir şekilde. Bu durum, kişiye zulüm olarak yansır. Peki ama nedir bu zulüm diye hemen hemen herkesin diline pelesenk olan bu kelime? Bünyesinde neyi barındırır acaba?

Zulüm; sözlükte “bir şeyi ona ait olmayan yere koymak” anlamında kullanılırken terim olarak ise “belirlenmiş sınırları çiğneme, haktan bâtıla sapma, kendi hak alanının dışına çıkıp başkasını zarara sokma, rızasını almadan birinin mülkü üzerinde tasarrufta bulunma, zorbalık” gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de “zulüm” kelimesi yirmi ayette yer alırken 269 ayette ise çeşitleri ile kullanılır. Bu teknik bilgi gözümüzün önünde burada bir dursun. Ben bugün daha ziyade insan ilişkilerindeki yansımasına değinmek istiyorum.

Beşeri ilişkilerde zulüm nasıl ortaya çıkar? Hiç şüphesiz iki kişinin olduğu yerde -adına iletişim diyelim kısaca- zulüm de olabilir merhamet de. Kişi, hangi yüzünü göstermek isterse o yüzünü gösterir. Zira insanda iyi-kötü aynı anda elde edilecek şekilde bulunurken mizacına olanı seçer ve onunla hayatına şekil verir. Zulüm; genel olarak düşündüğümde –genelleme yapmam doğru mu bilemedim aslında- başkasına-ötekine yapılan bir eylemmiş gibi kabul edilirken işin aslı bu mu emin olmak gerekir. o halde şu soruyu soralım: İnsan en çok kime zulmeder?

Bu sorunun cevabı oldukça açık; zira insan en çok kendisine zulmeder. Yapmaması gerekeni yapar, zulmeder; yapması gerekeni yapmaz, zulmeder; söylememesi gerekeni söyler, zulmeder; söylemesi gerekeni söylemez, zulmeder; başkasının yükünü üzerine alır zulmeder; konuşması gerektiği yerde susar, zulmeder. Bu gerçek şu ayetle bize haber verilmektedir: “Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler.” İnsanın zalim olduğunu dikkat çeken bir ayet-i kerime… Görüldüğü gibi şu hayata dair bilememiz gereken en önemli bilgilerden biri; Rabbimizin kullarına zulmedici olmadığıdır. Kişiler, ya kendilerine ya da birbirlerine zalimlik yaparak onları karanlıkta bırakmak için çaba gösterirler. Sonuçta bu durum, kişinin yalnız kalarak yardımsız kalmasına sebep olur. Çünkü Rabbimiz; “… zulmedenlerin yardımcıları yoktur.” buyurur. O halde bu kişinin kendisine yaptığı kötülük değildir de nedir? Kişinin ömür sermayesinde yaptığı zulüm onu ne zaman, nerede, nasıl yalnız ve yardımsız bırakacak düşünmesi gerekmez mi?

Bir kişiye zulüm olan şey; başkası için zerre miktarı önem taşımayabilir. Kırıldığınız, üzüldüğünü ifade eden bir bireye söylenilen; “bunda da üzülecek ne var?” cümlesi boş bir söylemden başka bir şey değildir. Çünkü muhatabına neyin zulüm olduğunu bilmeden yapılan herhangi bir şey kişiye eziyet veriyorsa bu apaçık bir zulüm olarak kaydedilir. Evladına sevgisini göstermeyen bir ebeveyn, eşine merhametini göstermeyen bir birey; öğrencisine adaletini yansıtmayan bir eğitici, komşusuna zarar veren bir komşu, müşterisini kandırmaya çalışan bir esnaf vb. zaman ve zemine göre değişiklik gösteren zulümler günlük hayatta yaşanılanlara örnektir.

Bir konu daha var: Kişinin kendisini zulme uğratmaması meselesi. Geleneksel toplumlarda bazen kişiler zulüm karşısında susmanın da “efendilik” olduğu kanaatindedirler. Halbuki bu emir; yani Rab tarafından bize verilen emir; zulme uğramamak için de çabalamayı gerektirir. İş arkadaşınız size zulüm mü yapıyor önüne set koyun. Aile bireyleri size zulüm yapıyorsa dur demeyi bilin. Birisi sizi yok saymak için çabalıyorsa ona var olduğunuzu göstermiyorsanız zulme susmuşsunuz demektir. Allah’ın emrini yok saydığınız yani zulüm karşısında ses çıkarmadığınız takdirde hesabın da ağır olacağını tahayyül edebilmeniz gerekmektedir. Başka bir şekilde ayetle ifade edecek olursak; “Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz.”

Bir emir daha şu kuds-i hadisle dikkat çekiyor: Cenab-ı Allah; “Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldım ve onu sizin aranızda da yasakladım; sakın birbirinize zulmetmeyin!” o halde insan sadece ve sadece kendi kör noktaları sebebiyle neden zalim sıfatını giyinir? Şimdi bir düşünelim acaba hayatımız boyunca neyi zulüm olarak gördük ve neyi zulüm olarak yaptık ve hala yapmaktayız? Daha doğrusu öncelikli olarak yaptığımız şeyin zulüm olduğunu kabul ediyor muyuz? Asıl soru da bu aslında. “Bunda ne var! Abartma lütfen!” diye savunulan veya kabul edilmeyen sözler ve fiiller, sizi zalim sıfatına sahip kılıyorsa bunun aklanması nasıl olacaktır?

Bir başka dikkat çeken hadis ise beni insan ilişkilerinde bu noktaya dikkat etmediğimizi gözler önüne sürdü. Zira insan ilişkilerinde zulüm veya zalimlik had safhaya ulaştığında hala “aman ayıp olmasın, aman saygısızlık olmasın, aman şimdi ne derler” söylemleri kişilere ne kadar zulüm yapmalarına izin verildiğini de göstermektedir. Ne demek istiyorum? Daha açıkça söylemek gerekiyorsa; işte arkadaşların sana zulmederler söz söylerler, seni engellerler sen kimseye bir şey demekten çekinirsin. Ailede birileri diğerlerini ezer sen susmayı tercih edersin karşıdaki zulümde hadsizlikte üst seviyeye çıkar ve yine sen susarsın. Doğrusu bu mudur? Bunun cevabını Hz. Peygamber’in önemine binaen dikkat çekmek gayesiyle olsa gerek üç defa tekrarlayarak söylediği şu hadisiyle cevaplamak istiyorum: “Sakın zulmetmeyin ve kendinize zulmettirmeyin.” Eğer bundan önce böylesi bir duruma fırsat verdiysek yine bir hadis-i şerif ile cevaplayalım ne dersiniz? “Rabbim! Kendime çok zulmettim.” diyerek Rabbinden af dilediği ve bize de af dilemeyi öğrettiğine şahit oluyoruz. O zaman kendimize zulmettirmeden yaşamayı deneyelim. Keşkelerle dolmadan hayatımız, hayatımızın hakkını kendimize vermeye başlayalım mı ister misiniz?

Hz. Peygamber’in şu duası gözümden kaçmadı: “Allahım! Fakirlikten, kıtlıktan, zillete düşmekten, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.” bundan dolayı bizlerde dikkatlerimizi bu duaya çekelim mi?

Başvaiz Dr. Halime Korkmazhalimekorkmaz@kastamonusozcugazetesi.net
BİYOGRAFİ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.