DİN NEDİR? « KASTAMONU SOZCU GAZETESİ

KÖŞE YAZISI">
SON DAKİKA

DİN NEDİR?

Bu haber 05 Ocak 2023 - 17:28 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Modern dünyada din kelimesini ve dini hayatın yansımalarını düşünmek gözlemlemek ve de ötesinde anlamaya çabalamak oldukça zor. Çünkü bu çağın en temel özelliklerinden biri; bireysel düşüncenin ve buna istinaden bireysel hayat tarzının hayatın her alanında ön planda olmasıdır. Bu, sadece sosyal, ekonomik vb. alanlarda değil dini hayat konusunda da insanların “kendi din anlayışları” doğrultusunda bir hayat nizamı yaşamalarında da ortaya çıkmaktadır. Peki ama din, kişinin inisiyatifine kalmış, ona göre şekil alan ve değişen bir şey midir? Özellikle uygulama isteyen konularda bireylerin “bana göre” diye başlayan cümleleri din konusunda hangi durumda olduğumuzu gözler önüne sermekte iken bu durum kişilerin dini hayatlarını nereye vardıracak bir yola girdirmektedir, bilinmez.

Din kavramı İslâmî kaynaklarda; ceza, mükafat, hüküm, hesap; üstün gelme, hakimiyet, zelil kılma, itaat; teslimiyet, ibadet, âdet, yol kanun, şeriat, millet mezhep anlamlarında kullanılmaktadır. Bu tanımlardan yola çıkarak Kur’an-ı Kerim’de hâlik ve mâbud olan Allah’a nisbetle; “hâkim olma, itaat altına alma, hesaba çekme, ceza-mükafat verme”; mahluk ve âbid olan kula nisbetle; “boyun eğme, aczini anlama, teslim olma, ibadet etme” anlamlarında kullanılır. O halde din; bu iki taraf arasındaki münasebeti düzenleyen kanun nizam ve yol olarak tanımlanır.

Bu bilgilerden hareketle din; kişinin kendi tercihine bırakılmış, kendi duygu ve düşünceleriyle kural ve kaideler ortaya konulan bir alan değildir. Bundan dolayı; dinle alakalı bir konuda şeriat koyucu olan Allah’ın koymuş olduğu kurallar nispetinde yaşandığı takdirde dine uyulmuş veya din, hayatımızda yer almış olur. Kur’an-ı Kerim’de dinle ilgili ayetlerden birkaç tanesini incelediğimizde;

O Nuh’a buyurduklarını, sana vahyettiklerimizi, İbrahim’e Musa’ya ve İsa’ya buyurduklarımızı size din olarak emretti. O halde dini uygulayın ve onda ayrılığa düşmeyin! …” Bu ayette; dinin bizden önceki peygamberlere de aynı şeylerin emredildiği ve dinin uyulması, itaat edilmesi gerektiği üzerinde durulmaktadır. Dolayısıyla bu ayet, dini emir ve yasaklar konusunda keyfiyetten bahsedilemeceğini gözler önüne sermektedir. Günümüzde şahıs bazında din anlayışının en bariz özelliklerinden biri; “keyfiyet” esasına dayalı olmasıdır. “Bence, bana göre” gibi başlayan cümleler, emredilene itaatten çok kişinin din adına kendi kurallarını koyma usulüne dayandığını gösterir.

Dinde esas konu; teslimiyettir. Allah’a teslim olmak yani onun kural ve kaidelerine itiraz etmeden hayatına uygulamaktır. İbrahim (as) ile ilgili ; “Rabbi ona (İbrahim’e ‘bana teslim ol’ buyurmuş; o da ‘Alemlerin Rabbi’ne teslim oldum.’ demişti. Bu ayetten de anlaşılacağı üzere insan; hayatının her bir safhasında Allah’a teslim olmakla mükelleftir. Peki o halde teslimiyet nedir? Hayatı düzenleyen kural ve kaidelere uymanın yanında ayrıca yaşadığımız her şeyin Allah’tan geldiğini kabul etmeyi içerir. İnsan; aciz bir varlık olduğu için her şeye güç yetirebileceğini zannederek yaşar. Halbuki insanın sınırı bellidir. Ne bu sınırların ötesine geçme ne de bu sınırları aşma hakkına sahip değildir. Hal böyleyken hayatta her yaşadığımız şey; bizim istediğimiz gibi olamaz. Üzülürüz de mutlu da oluruz; ağlarız da güleriz de, ölüm de var doğum da… O halde Allah’a teslim olan kişinin, bunları bir bütün olarak kabul edip hepsi karşısında dirayetini kaybetmemeyi de öğrenmesi gerekir. İşte dine uymanın bir göstergesi de budur. İsyan ve din; aynı anda yer alamaz. Aldığı takdirde dine teslim olmaktan öteye geçilmiş olur.

Allah katında din İslam’dır.” Kişinin önce bu ayet-i kerimeyi idrak etmesi gerekir. O halde İslâm nedir? İslâm’da aslolan teslim olabilmedir. Allah’a ve Peygamber’e şartsız, koşulsuz, “ve-fakat, bence-bana göre” demeden teslim olan kişi; teslim olmayı başarmış demektir. İslam’ın kural ve kaideleri de değişmez. Post-modern çağda dini hayatta belki de en çok zorluk burada yaşanıyor. Zira insan; “şu çağda bunu yapmak zor, imkanlar, ortamlar buna müsaade etmiyor” vb. söylemlerle teslim olmamak adına bahanelerle yaklaşıyor dine. Peki ne yapmak lazım? Aslında burada bizim bu konuyu düşünmemize de gerek yok. Zira A’raf Suresi’nde kural açık seçik ifade edilmiştir: “Dini yalnız Allah’a özgü kılarak O’na kulluk edin. Başlangıçta sizi yarattığı gibi yine ona döneceksiniz.” Dinin Allah’ın kuralları çerçevesinde -her çağda- yaşanılması açıkça emredilmektedir. Bundan dolayı kişinin dini bilmesi ve ona göre yaşaması gerekir. Ayetin son kısmında ise dönüşün yine Allah’a olacağının ifade edilmesi aslında başıboş olma hakkımızın olmadığına da dikkat çekmektedir.

O halde din nedir diye tekrar soruyorum? Din; gerek kılık-kıyafette, gerek alışverişte, gerek çarşıda-pazarda, gerek düğünde-dernekte, gerek tatilde, gerek Ramazan’da gerek bayramda, gerek sair günde, gerek evde gerek işte kısacası nefes aldığımız her yerde, her zamanda “Allah ne emrediyor?” diye sormakla mükellef olabilmeyi bilmektir. Kendi kendimize din ihdas edemeyiz ve “bana göre” dediğimiz her şey, aslında bir anlamda dini kural koymaya yönelik cümlelerdir kanaatindeyim. Neden din ortaya koyamayız? Çünkü Rabbimiz; “Kim İslâm’dan başka din ararsa, bu kabul edilmeyecektir. O ahirette kaybedenlerden olacaktır.”buyurur. O halde din; dünyada yaşanması gereken ve ahirette de yaşanılıp yaşanılmadığı konusunda hesabı sorulan bir alandır. Kaybetmek ya da kazanmak; kişinin tercihine bırakılmıştır. Bu sebeple herkes kendi tercihleri doğrultusunda yaşamayı tercih ederek kaybetmeyi ya da kazanmayı hedeflemek için nefes alıp vermektedir.

Hayatımızda dini ihmal etme gerekçelerimizden biri de dinin yaşanması zor olan bir alan olması bahanesidir. Aslında din; hayatı zorlaştırmaktan ziyade tamamen kolaylaştırarak kimseyi kimseye üzdürmemeyi ve dünya-ahiret saadetini elde etmeyi amaçlamaktadır. İnsanoğlu bunu bu şekilde anlamak istemediği için dini kurallara zor demeyi tercih etmeyi yeğlemektedir. Şunu asla unutmamalıyız ki; “Dinde zorlama yoktur.”Hayat herkese özeldir ve bu sebeple tercihlerinin sonuçları da herkesin kendisinin yaşayacağı bir durumdur.

O halde din nedir? Bu soruyu Rudolf Otto’nun kısa ama bütün tanımları içine alan kapsamlı şu tanımıyla cevap vererek yazıyı tamamlayalım:

Din; mukaddes olanın yaşanmasıdır.”

Başvaiz Dr. Halime Korkmazhalimekorkmaz@kastamonusozcugazetesi.net
BİYOGRAFİ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.