Büyülü ve Gerçek: Dirmit Kız « KASTAMONU SOZCU GAZETESİ

KÖŞE YAZISI">
SON DAKİKA

Büyülü ve Gerçek: Dirmit Kız

Bu haber 29 Aralık 2022 - 13:03 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Sevgili Arsız Ölüm – Dirmit, Latife Tekin’in “Sevgili Arsız Ölüm” kitabından uyarlanmış, tek kişilik bir tiyatro oyunu.

Latife Tekin romanını 26 yaşında yazmış ve onu anlatırken şu kelimeleri kullanmış:

Gerçekleşmeyen düşler, aralarında doğup büyüdüğüm insanları paramparça etti… Kente ayak uydurabilmek için boğuşup durdum. Her yanım yara bere içinde kaldı. Boğuşurken birlikte doğup büyüdüğüm insanlardan ayrı düştüm. Ama kendi öz değerlerimi, dilimi ve o insanların durulmaz bir coşkuyla bana taşıdıkları sevgiyi koruyabilmek için direndim. Bu roman bu direnişim için aralarında büyüdüğüm insanların bana armağanıdır.”

Kendi hikayesinden esinlenerek yazdığı bu kitapta Latife Tekin, Aktaş ailesinin Alacüvek köyünden kente göçünü ve kent yaşamındaki mücadelesini anlatıyor. Baba Huvat Aktaş, işsizlikten “yeşil kitap”a merak salmış, anne Atiye her şeye yasak koyup, “cinler derneğine üye olan” kızı Dirmit için sabah akşam dua edip dernekten kovulması için mücadeleye koyulmuş, abi Halit mühendis olmak için çabalayadursun, sürekli dişlerini sıkan abi Seyit ise şirket kurma hayalleriyle ev ahalisini meşgul etmiş sürekli, aşık olduğu çocuğun yolunu gözleyen Nuğber abla ve hiçbir yerde dikiş tutturamayan Mahmut ile koca ailenin içinde Dirmit kız da hayal dünyasıyla bu evden çok uzakta bir dünya kurmuş kendisine.

Durur mu Durmuyor

Bir açıkhava etkinliğinde izleme fırsatı bulduğum Dirmit, uzunca bir süre aklımdan çıkmadı, oturdum onu düşündüm, yattım onu düşündüm, yürürken onu düşündüm.

Heyecanla oyunun başlamasını beklerken sahnede bir küçük saksı bitkisiyle birazdan kendisiyle tanışacağımız Dirmit kız belirdi. Simsiyah sahnenin ortasında yalnızca ikisi vardı. O bitki Dirmit kızın sırdaşı “Kepçe”, ne olsa döndü ona anlattı, ışıklar ikisinin üzerine yansıdığında Dirmit kız uyuyamayıp Allah ile konuşmaya başladı önce, bir cevap alamadı, küstü. Kendini bir sağa bir sola yatırdı, olmadı, uyku gelip onu bulmadı. Tek göz odada birlikte olduğu aile üyelerine seslendi sonra. Nuğber aba dedi uyudun mu kız. Ses yok. Sırayla annesine, küçük kardeşi Mahmut’a seslendi, ses yok. Dirmit son çare yanıbaşında duran bitkisi “Kepçe”sine seslendi, başladı onunla konuşmaya, durur mu durmuyor, aldı Kepçe’yi birlikte gezmeye çıktılar. Dirmit kızın hayal dünyasıyla ilk burada tanışma fırsatımız oluyor bizimde. Geldikleri köye gidiyorlar Kepçe’yle birlikte, Tulumba’yı görüyorlar orada, Dirmit’in çok özlediği ve en sevdiği arkadaşı Tulumba. Başından geçen ne varsa anlatmaya başlıyor Tulumba’ya.

Kır Gönlünün Zincirlerini

Dirmit’in arkadaş çevresi bir hayli kalabalık, kuşkuşotu, Aysun, kitaplar, doğa her şey ona dost oluyor. Başına da ne geliyorsa da hep bu arkadaşları yüzünden geliyor. Dirmit kız durmuyor, durulmuyor, merakı sınırsız, inadı sonsuz. Önce kitaplara veriyor kendini okuyor da okuyor, güzel şeyler de öğreniyor, çok da seviyor ama ölüme meraklı annesi bırak diyor o kitapları, bana Azrail göründü, Dirmit kız ne yapsın bırakıyor kitapları. Dirmit kız neye merak salsa annesi ertesi gün yataklara düşürüyor. Baş edemediğini düşündüğü kızının terbiyesini ev ahalisinin erkeklerine teslim ediyor. Dans edip gönlünün zincirlerini kırmak istiyor önce Dirmit kız, sonra şiire merak salıyor, terbiyesini teslim alan abisi alıyor Dirmit’i karşısına “Anan değil, baban değil, boşlaa!” diyor. Dirmit kız her merakının ardından dalıyor bir düşünceye: “Bu eve doğmasam başka eve doğsam ne olurdu?”

Tek Kişilik Çok Dev Bir Kadro

Nezaket Erden, sahnede Dirmit’e can verirken devleşiyor adeta. Sarı kazağı ve çiçekli pijamasıyla Dirmit, kim varsa bu hikayede hepsini gösteriyor tek başına seyircisine. Dirmit’in gözünden bakıyoruz hepsine, Dirmit’in gözünden bakıyoruz o geleneklere, adetlere.. Nezaket Erden ve Hakan Emre Ünal bu derinlikli büyülü gerçekçi romanı bir bitirme projesi olarak sahneye uyarlamışlar. Tek başına 90 dakika boyunca seyircisini bir ağlatıyor, bir güldürüyor. Hissettirdiği onca şeyle birlikte bir de iz bırakıyor gerisinde, oyundan çıktığımda “kır gönlünün zincirlerini neşe mutluluklar senin olsun” diye şarkı söylerken, sonra da durup durup “anan değil, baban değil, boşlaa” derken buluyorum kendimi. Oyun bitiyor, bir süre yerinizden kalkmak istemiyorsunuz, ben Dirmit kız da bizimle gelse keşke diye onu eve alıp götürmek istedim önce, sonra kendime gelip gerçek dünyaya dönmüşüm. Gerisinde küçük tatlı izler bırakan bu oyunu tanıdığım herkese göstermek amacını edindim önce kendime ama bazen hayat planladığımız gibi gitmiyormuş. Siz yine de fırsat bulursanız Tiyatro Hemhal’i, Nezaket Erden’i veya Hakan Emre Ünal’ı takip ederek bu oyun yakınlarınızda bir yere gelirse görmeden geçmeyin derim.

“Yaşayıp bitirdiği her günün, tutulmaz bir kuş olup uçtuğuna, yavaş yavaş gözden silinip bir küçük kara noktaya dönüştüğüne karar verdi.”

Damla GençDamlagenc_gundem@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.