ALLAH’TAN KORKUN « KASTAMONU SOZCU GAZETESİ

KÖŞE YAZISI">
SON DAKİKA

ALLAH’TAN KORKUN

Bu haber 25 Kasım 2022 - 8:51 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Birkaç gündür bu hafta hangi konuda yazsam diye düşünüyordum. Az önce masama oturdum ve Kur’an-ı Kerim’i açıp rastgele bir sayfayı açtım ve karşıma ilk anda Ahzab Suresi’nin son ayetleri çıktı. O an, bu haftanın yazısının Allah korkusu olmasına karar verdim. İster kabul edelim ister etmeyelim Allah, bizden kendisinden korkmamızı istiyor. Hayatımızın her anında, her saniyesinde, nefes aldığımız her sürede Allah’tan korkarak yaşamamızı emrediyor. Ne dehşet verici ayetler! Merhamet sahibi olan Allah, neden kendisinden korkmamızı istiyor acaba? Cevabı zor bir soru.

İnsan, neden Allah’tan korkmalı? Bu soruyu zaman zaman hepimiz kendimize sormuşuzdur. Nasıl açıklama yaparız tam bilemiyorum ama hayatımızda yaptığımız her eylem ve söylediğimiz her söylemde o yaptığımız ve söylediğimiz şeyin hesabını Allah’a vereceğimizi bilerek yaşamak zorundayız. Eşimize karşı tavrımızdan tutun, iş ortamındaki arkadaşımıza karşı tavrımıza kadar; pazardaki esnaftan tutun hastanedeki doktora kadar; sokaktaki kediden tutun evdeki kuşa kadar herkes zerre miktarı dahi olsa her davranışının hesabının sorulacağını düşünerek yaşamakla yükümlüdür. Hesapsız ve bencilce bir hayatın olmayacağını bilen kişi, sözlerinde, fiillerinde, yaşayışında Allah korkusunun gereğini yapıp yapmadığını kendisine sormak zorunda diye düşünüyorum.

Zihnimi meşgul eden ayete geri dönersek eğer; ne buyuruyordu Cenab-ı Allah: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söyleyin.” İman; Allah korkusuna sahip olmayı gerekli kılan bir sıfat olarak karşımıza çıkıyor. Yani başka bir deyişle imanı olan herkesin Allah korkusu olması da elzemdir. İman; güvenmeyi ve güvenilmeyi gerekli kılar. İnanan kişi; Allah’tan korkmanın gereğini kabul ederek hayatına şekil vermekle yükümlüdür. Ayetin devamında “doğru söylemek” üzerine atıfta bulunulmaktadır. Bu ayet; bizim kullandığımız her kelime için de Allah korkusu taşımamıza dikkat çekmektedir. Şöyle ki; söylemek gerektiği yerde konuşmak, susmak gerektiği yerde susmak, başta aile olmak üzere muhatap olduğumuz herkese karşı doğru sözlü olmanın gereğine dikkatimizi çekmektedir. Hakikaten günümüz insanının en büyük sorunlarından biri de özde ve sözde yalan yanlışa dalması değil miydi? Hani bazen bazı kimseler için kullanılan bir söz dizisi var ya: “Ben bunun Allah bir dediğine dahi inanmıyorum.” diye. Düşünüldüğünde ne acı bir tanımlama! Bundan dolayı olsa gerek sözde doğru olmamanın bize neler neler yaşatacağını üzüntüyle düşünmekteyim. Dilin kemiği olmamasından olsa gerek (?) insanların yalana çok kolay bir şekilde evrildiğini de görmek mümkün. Ama şunu kesinlikle unutmamak gerekir ki emir kat’i: Allah’tan korkun…

Allah’tan korkup doğru söylersek eğer ne olur? Akabindeki ayete bakmadan geçemezdik: “Böyle davranırsanız Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Rasulü’ne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” Hayat denilen serüvenimizde ne kadar da çok yolunda gitmeyen bozuk işlerimiz mevcut. Acaba Allah korkusundan mahrum olduğumuz için mi işlerimiz de düzene girmiyor? Bilmiyorum… Acaba kaç kişi doğru dürüst olmadığı için başının sıkıntıdan çıkmadığını düşünür? Bilmiyorum… İnsanda şöyle bir durum varlığı da gözlerden kaçmamaktadır. Başına gelen her şeyi başkasına yükleyerek olaydan kurtulma çabası. Kendine adeta toz kondurmadan devam ettiği hayatında kendisinin tavrı, davranışı, eylemi, söylemine yük yüklemek neden bu kadar zor ki? Bilmiyorum…

Korkmayı nasıl anlamalıyız? Bu da önemli bir soru. Zira Allah’tan korkmak adı altında suya sabuna dokunmaktan adeta ürperircesine yaşanan bir hayat mı isteniliyor bizden? Sanmıyorum… Bana göre korkunun içinde itaat, sakınma ve çekinme vardır. Korkunun içinde kızdırmama vardır. Korkunun içinde emredileni bilme çabası vardır. Korkunun içinde yapma, yerine getirme vardır. Korkunun içinde yapmama geri durma vardır. Korkunun içinde “elalem” değil bizzat Allah ne der sorusu vardır. Korkunun içinde “bence, benim için böyle” gibi kelimeler değil aksine Allah’ın emri ve yasağı vardır. Korkan kişi; her şeyi rahatlıkla yapamaz. Bir şeyleri yapmadan önce sakınır, düşünür, ondan sonra ölçer tartar ve harekete geçer. O zaman sakınılmadan yaşanılan bir hayatta korku olmaz denilse yanlış olmaz kanaatindeyim.

Peki nelerden korkmak gerekir? Bunu öğrenmemiz mümkün mü? Bu sorunun cevabı da yüce kitapta bulunmaktadır. Allah; “Böylece Biz onu, Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur.” Bu ayetle her şey çok kolaylaşmış oldu. Hal böyleyken korkulacak şeyler dahi bildirilmişken insan neden hala korkmaz? Sorumluluklarını yapmadıkları için mi? Hayatına sahip olmadığı için mi? Ahireti yok saydığı için mi? Allah’ın her şeyi kaydettiğini unuttuğu için mi? Yoksa kendisini kuşatan kibir hastalığına yakalandığı için mi? Yoksa hayatının hesabının olmayacağını sandığı için mi? Ahh! Zihnimi meşgul eden sorular? Sahi size de sorayım: insan neden Allah’tan korkmadan bir hayat sürer?

O zamana azizim! Allah’tan korkmadan yaşadığın hayatının sorumluluğunu taşıyıp hesabını verip veremeyeceğini de düşün. Ona göre hakka, hukuka dikkat et. Ona göre gözyaşı akıttır. Ona göre insanları sev veya üz. Ona göre yaşadığın dünyada imzan olsun. Dünyaya attığın her imzan yani hayatın, senin Allah’a sunacağın sermayendir. O zaman korkulacak işler yaparken bir kez daha düşün derim. Vesselam…

Başvaiz Dr. Halime Korkmazhalimekorkmaz@kastamonusozcugazetesi.net
BİYOGRAFİ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.