ALEMLERİN RABBİNE TESLİM OLABİLİYOR MUYUZ? « KASTAMONU SOZCU GAZETESİ

KÖŞE YAZISI">
SON DAKİKA

ALEMLERİN RABBİNE TESLİM OLABİLİYOR MUYUZ?

Bu haber 14 Ekim 2022 - 5:30 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İnsanı tanımlayan en önemli kelimelerden biri de onun “ben” duygusuna yüklediği anlamdır. Bu duygu; her konuda ve her şeyde kişinin kendisini “tam ve eksiksiz” görmesine sebep olur. Oysa hayat denilen süreçte insanın gücünün yetmediği/yetirilmediği durumlar, zamanlar, konular da az değildir hani. İşte tam da bu noktada insanın kendisini fark etmesi, Rabbini hatırlaması hayatının dönüm noktasını oluşturacaktır.

Kişinin Rabbini tanıması ve bulmasının yolu; Rabbine teslim olmasıyla başlar. Teslim olabilmek veya Müslüman olabilmek… İşte bütün mesele tam da burada yatmaktadır. İnsan; İbrahim Peygamber gibi “Ben alemlerin Rabbine teslim oldum.” diyebilse yaşadıklarının onu yıpratmasından ve üzmesinden kurtulmuş olacaktır. Neden?

Çünkü bu konumdaki insan; acizliğini görüp bunu kabul eder. İnsan; eksik bir varlık olarak dünyaya gönderilmiştir. Tam olabilmesi için gayret göstermesi, emek vermesi gerekir. İnsanın acizliğini bildiği andan itibaren Rabbine olan yolculuğu da başlar. Bu öyle bir yolculuktur ki; yol meşakkat, diken ve taşlarla doludur. O taşlarla dolu olan yollarda adım adım ilerlerken ömür sermayesini tüketmeye başladığını fark edip Rabbine teslim olduğunda yolların açılacağını da görür. Ama yine de insan neden teslim olamaz?

İnsanda var olan nefis veya kendini büyük, vazgeçilmez görme hastalığı olan kibir; insanın kendisine yeteceğini kendisine telkin eder. Bir anlamda “kör noktalarını” bilmeden yaşaması değil midir bu durum? Sadece ve sadece “Ben yaparım, ben ederim, ben başarırım, ben mükemmelim” diyen insan, aslında hayatın zorluğunda yorulmaya ve pes etmeye mahkum etmiştir kendisini. Ama teslim olabilirse her zorlukla birlikte bir kolaylığın da olduğunu görecektir. Rabbinin kendisini terk etmeyeceğini anlayacaktır. Rabbinin ona güzel yollar açacağını fark edecektir. Rabbinin onu yardımsız bırakmayacağını bilecektir.

Teslim olmadığında ise koştuğu takdirde dahi hayatında hiçbir şeye yetişemeyeceğini görecek ve daha huzursuz, daha mutsuz ve daha şikayetçi olacaktır. Peki ama insan neye teslim olmaz?

Bu zor bir soru kanaatimce. Yaşadıklarına, gücünün yetmediğine ve mücadeleden vazgeçmeye meyyal oluşuna. İnsan, ister… İnsan; sonunu başını düşünmeden, getireceğini götüreceğini ölçmeden tartmadan ister… İnsan; istediği olmadığında da vazgeçer. Ahhh o “yoruldum” cümlesi yok mu? Sahi insana Rabbi dinlenme zamanı ve zemini vermemiş midir? Altın fanuslar içerisinde her şeyin kendisine sunulmasına alışkın olan insan, illaki birilerinin elinden tutmasını hatta tutmak zorunda olduğunu düşünür de ister ve sonrasında acizliği gün yüzüne çıktığında vazgeçer, Hatta küser hayata ve insana…

“Sana ölüm gelinceye kadar kulluğa devam et” buyruğunu unutur insan. Kulluk? Sadece günlük ibadetler şeklinde anlaşılan eksik bilgi? Kulluk; Rabbe şeksiz şüphesiz her durumda ve zeminde teslim olabilmeyi kapsamaz mı? Ne zaman teslim olacak insan? Acı yaşadığında, sevdiklerini kaybettiğinde, emek verdiği bir şey istediği gibi gitmediğinde, istediğini tekrar yapmak için ayağa kalktığında, başardığını görüp tekrar başarabileceğini düşündüğünde… Yani? Hayatın her anında Rabbe teslim olabilmek. Peki nasıl olmalı Rabbe teslim olmak?

Ben, sana teslim oldum Rabbim diyebilmek için; Rabbimin benden ne istediğini bilmem gerekir. Bilmeden teslimiyet olur mu? Rabbimizin bizi yalnız bırakmayacağını bilmeden teslim olabilir miyiz? Emir ve yasaklarını yapmak da teslimiyet midir ey okuyucu? “Canım şu an hiç istemiyor.” cümlesinde teslimiyet var mıdır yok mudur? “Yap, et, yapma, etme” denilenlere itaat de teslimiyet değil midir?

İbrahim Peygamber’in yaşadıkları hangimizin yaşadıklarından daha basit sizce? Ama o her yaşadığına rağmen “Ben alemlerin rabbine teslim oldum.” demedi mi? Ah teslimiyet! Ne zorsun aslında sen! Bir sürü soru ve sorguyu da beraberinde getirirken ben teslim olanlardanım diyemediğimizi ne zaman fark edeceğiz? İşe giremeyiz, neden diye sorarız. Çocuğumuz olmaz neden diye sorarız. Sevdiklerimiz aramızdan ayrılır neden diye sorarız. Ağlarız neden diye sorarız. Düşünüyorum da hiç güldüğümüzde, bir şeyler elde ettiğimizde “neden ben” diye sormayıp “ben bunu hak ettim tabiki benden iyisi mi olacak” diye sormayız ama ne zaman sızlansak neden diye Allah’a sormadan edemeyiz. Sahi neden sorarız? Rabbimizin –haşa- ortağı mıyız ki? Allah –haşa- bize yaşatacakları için bizden izin mi almalı? Ahhh insan!

İnanan insanın iki ismi vardır: Mümin ve Müslüman… Önce mümin olacak ve inanacak Allah’a, güvenecek Allah’a ve kendisine güvenilecek. Eliyle, diliyle, gözüyle, kulağıyla, ayağıyla kimseye zarar vermeyeceğine herkes güvenecek. Bunun Müslümanın bir vasfı olduğunu görecek ve bilecek. Ve kalbine de kendisi sahip çıkacak. Nifak tohumlarıyla besliyorsa kalbini o tohumları kalbinden söküp atacak. Sonrasında ise o inandığı güvendiği Allah’a teslim olacak. “Tamam” diyebilmeyi bilecek. Ben senin kulunum ve benim yaşadıklarımdan sen haberdarsın diyebilecek. Bu takdirde dünya onun için zor bir yer olmayacak. Yaşanılan her şeyde Allah’ın takdiri olduğunu bilecek ve teslim olacak.

Ve emek verdiği her şeyin zayi olmayacağına inanacak. Bu sebeple emeksiz teslimiyet olmayacağına da inanacak. Hiçbir şeyin çabadan mahrum bir şekilde elde edilemeyeceğine inandığında işte orada teslimiyetin de ne kadar güzel bir duygu olduğunu öğrenmiş olacak. Rabbine teslim olmuş bir kalbin huzura erdiğine de şahit olacak. Kişinin kendisiyle olan kavgasının sebebinin de Rabbini unutup teslim olmamaktan kaynaklandığını gördüğünde dünya insan için bir misafirhaneye dönüşecek. O halde teslim olmak 8müslüman olmak) için neyi bekliyorsun ey insan?

Başvaiz Dr. Halime Korkmazhalimekorkmaz@kastamonusozcugazetesi.net
BİYOGRAFİ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.