MEMLEKET PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI DEMİRBAĞ; “Bizi kurtaracak olan tarımdır” « KASTAMONU SOZCU GAZETESİ

GENEL, GÜNDEM, SİYASET">
SON DAKİKA

MEMLEKET PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI DEMİRBAĞ; “Bizi kurtaracak olan tarımdır”

Bu haber 17 Mayıs 2022 - 7:49 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Memleket Partisi ilimiz 1’inci Olağan Kongresi Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda gerçekleştirildi. Seçime tek liste halinde giren mevcut İl Başkanı Mustafa Başesgioğlu tekrar seçilerek güven tazeledi.

Kongreye, Memleket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nurdan Şahin Demirbağ, Memleket Partisi Genel Sekreteri Y. Kayhan Yüreğir, Parti Meclis Üyesi Eşber Atilla, Parti Meclis Üyesi Eşber Atilla, CHP eski İl Başkanı Murat Karasalihoğlu, Genç Parti, Zafer Partisi, İYİ Parti, Türkiye Değişim Partisi başkan ve yöneticileri ile davetliler katıldı.

İl Başkanı Mustafa Başesgioğlu yaptığı açılış konuşmasında, Sivas Kongresi’nin yıldönümü olan 4 Eylül 2020’de “Memleket Hareketi” olarak “halk için halkla birlikte siyaset” diyerek yola çıktıklarını belirterek; “Memleket Partisi, ülkenin her yanında gönüllü olarak harekete geçen kitlelerin inancı, isteği ve güveni sonucunda doğdu. Siyasete inancını yitirmiş, siyasetten dışlanan herkes için bir umut oldu. Partimiz, toplumsal sorunları çözme kapasitesine sahip, doğru politikaları kararlılıkla ve cesaretle uygulayacak bir iradenin vücut bulmuş halidir. Layık olmadığı şekilde dar bir alana hapsedilen halk iradesinin kendisiyle birlikte akacak bir mecra bulmasıdır. Kurumaya yüz tutmuş farklı nehirleri yeniden coşturacak ve maviliklerde buluşturacak bir hayata geçirme kudretidir. Köklerimizi Cumhuriyetimizin anti-emperyalist, kamucu, halkçı, devrimci ve laik dünya görüşünden alıyoruz. Gövdemizi çağdaş, demokratik ve bilimsel dünyanın evrensel değerleri oluşturuyor. Dallarımızdaki çiçekler ise Anadolu’nun hümanist ve kadim aşk bilgeliğiyle hayata kucak açıyor. Ebedi yol göstericimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyet hedefi ile yol almak; Terörün her türlüsünü reddetmek, dil, din, ırk, mezhep başta her türlü ayrımcılığa karşı çıkmak, doğaya ve çevreye saygılı olmak, siyasetten rant elde etmeye dur demek, kadına şiddete ve çocuk istismarına tavizsiz olmak duruşumuzu belirliyor ve bu altı ilke yolumuzu aydınlatıyor. ‘Anavatan, Yavruvatan, Mavivatan, Gökvatan bir bütündür, parçalanamaz!’ kararlılığıyla yüreklerimiz atıyor. Ülkesine bağlı, milli egemenliği esas alan, toplumun değerleriyle barışık kadrolarımız halkın iktidarını kurmak ve halka hizmet için gün sayıyor”  ifadelerini kullandı.

“3D MODELİMİZ YOLSUZLUKLARI ÖNLEYECEK”

Memleket Partisi’nin “Cumhuriyetçi Demokrat” bir felsefeyi benimsemekte olduğunu değinen Başesgioğlu; “Cumhuriyetçi demokrasi anlayışıyla, anayasal devleti, temel hakları, kuvvetler ayrılığını, düşünce, inanç ve ifade özgürlüğünü, çoğulculuğu, toplumsal örgütlenmeyi, kadın haklarını, farklı yaşam tarzlarına saygıyı, ekonomik ve sosyal hakları korumayı, yerdi güçlendirmeyi içeren laik demokratik bir cumhuriyeti amaçlamaktayız. Milli iradeyi hakim kılacak, halkın yönetimini kuracağız.  Yüce Meclis’i yasama ve denetleme yetkisini kullanan, temsilde adalet ilkesinin gerçekleştiği kurum olarak güçlendireceğiz. Yargıyı tarafsız ve bağımsız kılacağı Planlı Demokratik Ekonomi, 3D Devlet Modeli, Mavi-Yeşil Politikalar, Hayal Kurduran Nitelikli Eğitim Sistemi, Dayanışmacı/Bölüşümcü Sosyal Refah Ağı, Cumhuriyet Sözleşmesi ile ülkemize umut olacağız. ‘Planlı Demokratik Ekonomi’, dar çıkar çevrelerinin değil, geniş halk kesimlerinin tercihlerini göz önüne alan, katılımcı, sürdürülebilir ve kalkınma odaklı bir yönetimi ifade etmektedir. Ülkemizin üretici güçlerine yol gösterecek uzun dönemli kalkınma planları yaparak, onları kuralsız ve haksız rekabete dayalı, siyasi patronaj ilişkileri ile işleyen ekonomik sistemden kurtaracağız. Kurumların kendilerini değişen ve gelişen koşullara uygun olarak yenileyebilmelerini sağlayacağız. Endüstri 5.0 ve Toplum 5.0 devrimlerinin ilkelerini evrensel ölçütler olarak koyacağız. Bu ölçütlere yerel birikimlerimizi ve deneyimlerimizi katacağız. Kamu yönetimi için benimsediğimiz dürüst, dijital, denetlenen (3D) devlet modelimiz ile yolsuzlukları önleyecek, devletin her türlü eylem ve işlemini yargının, yasamanın, kamuoyunun denetimine açacak, hayatı kolaylaştıracak; üretim, ulaşım, iletişim, eğitim, sağlık, güvenlik altyapısı güçlendirecek, kırsal-kentsel gelişim farkını azaltacak, kentleri yaşanabilir kılacağız. Tüm atama ve hizmet içinde yükselmelerde liyakati, temel alacağız. Vatandaşların devlete tekrar ‘güven’ duymasını sağlayacağız. Dijitalleşmeyi, bireylerin hayatını denetlemek özgürlüklerini sınırlamak için değil, hayatı kolaylaştırmak mal ve hizmet üretmek, büyük ve güvenilir veri sağlamak ve teknolojik yük gerçekleştirmek için demokratik bir araç olarak kullanacağız. Kamu öncülüğünde tarım ile gıda, ulaşım, sağlık, su ve enerji kaynakları, ekolojik işletmeler alanlarında bütüncül ve akıllı bir dönüşüm başlatacak; üretim, istihdam, refahın adil dağılımı konularında özel sektör, yerel yönetimler ve üçüncü sektörle birlikte çalışacağız. Ekolojik bütünlüğü korumayı amaçlayan ‘Mavi-Yeşil Politikalar’ üreteceğiz. Ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan depreme hazırlıklı olmayı hedefleyen bir afet yönetimi politikası oluşturacağız. Fırsat eşitliğine dayalı, ücretsiz ve kesintisiz, bilimsel, çağımızın teknolojik gelişmeleriyle uyumlu, gençlere hayal kurduran ve hayallerini gerçekleştirme imkânı veren nitelikli bir eğitim modellemesi için seferberlik başlatacağız. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştireceğiz” şeklinde konuştu.

“SAĞLIK HİZMETLERİNDE KAMUCU ANLAYIŞI BENİMSEYECEĞİZ”

Başesgioğlu, küresel eşitsizlik olgusu nedeniyle en çok zararı sosyal refah devleti gördüğüne işaret ederek; “Sosyal yurttaşlık anlayışı çerçevesinde ihtiyaç sahibi olan her yurttaşımıza sosyal güvence sağlayacak, eğitim ve sağlık hizmetlerinde kamucu anlayışı benimseyeceğiz. Kimsenin açlıktan, yoksulluktan, işsizlikten dolayı sosyal ve insani felakete sürüklenmediği dayanışmacı/bölüşümcü sosyal refah ağını sivil toplum ve yerel yönetimlerle birlikte oluşturacağız. Cumhuriyetimizin temel niteliklerini ve kuruluş ilkelerini benimseyen yeni, sivil ve özgürlükçü bir ‘Cumhuriyet Sözleşmesi’ ile toplumsal barışı sağlayacağız. Her türlü dinsel, mezhepsel, etnik kimliğin üzerinde yer alan, bütünleştirici ulus anlayışını sahipleneceğiz. ‘Yarınlar hepimizin’ anlayışıyla toplumun mutsuzluğunu, sisteme duyduğu güven bunalımını, gelecek kaygısını aşacak, insani gelişmişlik endeksinde üst sıralarda yer alarak özgür bir ülke olacağız. Böylece Türk Milleti olarak; barışacağız, bölüşeceğiz, büyüyeceğiz. Sloganımız mavi, hayalimiz toplumsal barış ve mutluluğumuzun gökyüzü enginliğinde, toplumsal adaletimizin deniz duruluğunda mavi olduğu bir Türkiye’dir. Partimiz, büyük Türk milletinin zorlukları ve engelleri her zaman aşmasını bilmiş çelikten iradesinin yansımasıdır. Vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlara memleket-adalet- vicdan-iş- mavi ekseninde verilen aydınlık yanıttır. Memleket Partisi, el birliğiyle, yürek birliğiyle, akıl birliğiyle bir uygarlık hikayesi yazmak üzere siyaset sahnesinde yerini almıştır. Bizler yürekli, onurlu insanların yaşadığı, mutlu, barış içinde ve adil bir memleketin hayalini canlandıracağız; o hayal için hep birlikte çalışacağız ve halkımızla birlikte geleceğimizi geri alacağız” diye konuştu.

“7-8 MİLYON SIĞINMACI VAR”

Memleket Partisi Genel Sekreteri Y. Kayhan Yüreğir, şu an en büyük sorunun sığınmacılar olduğunu vurgulayarak; “Sığınmacılar mı, mülteciler mi derken aslında bu arkadaşlar korunmaya muhtaç sığınmacılar, mülteciler ayrı bir şey ama Türkiye’de mülteci sorunu apayrı bir yere doğru gitti. Kayıtsız ve rahatça geçilen bir sınır haline geldi. Bu sınırdan geçenlerin bir bölümü kayıt altında. Şimdi Bakanlığın kaydına bakıyorsunuz ‘3 milyon 700 bin kayıtlı Suriyeli var.’ diyor, tamam doğrudur ama 1 Milyon 250 binde oturma izni verilen Suriyeli var. Etti size 5 Milyon, 201 binde vatandaşlık verilen Suriyeli var. Bunun üstüne Pakistanlıları, Afganistanlıları, Nijeryalıları koyduğunuz zaman 7-8 Milyon sığınmacı var. Türkiye’nin yüzde 10’u kadar bir sığınmacı var içeride. Bunlar Bakanlığın kayıt altında tuttukları. Kayıtsız geçen göçmen sayısının zaten akıbeti yok. Pasaportunu yırttı diye gönderilemiyorlarsa, Almanya ya, İspanya’ya giden herkes pasaportunu yırtsın orada kalsın. Demek ki kayıt altında değil bunlar. Kayıt altında olmayan adamın pasaportunu yırtsan ne olur yırtmasan ne olur? Bakanlığın söylediği ile ortadaki iş farklı. Bir Kilis örneği var. Kilisin nüfusu 145 bin 140 binde sığınmacı var Kilis’te. Sonra diyorlar ‘Bu bir sorun mu?’ biz bunları göndereceğiz, buna inanın. Cumhurbaşkanını sandıkta göndereceğiz, Suriyelileri de uzlaşma ile göndereceğiz. Sen İŞİD ile oturuyorsan masaya Esad ile de oturacaksın. İktidar olduğumuzda orda Esad olur bir başkası olur ama bu iş protokol ile çözülecek iş. O sığınmacıları güvenli bir hale gelip göndermek gerekiyor. Kamyonun kasasına koyup gönderdim değil hiçbir zaman. Bu iş protokol il çözülecek bir iş” ifadelerini kullandı.

“TARIM SORUNU ÇÖZÜLMEDEN ENFLASYON ÇÖZÜLMEZ”

Başka bir sorunun da ekonomi olduğuna işaret eden Yüreğir; “Tarımda, eğitimde sorunlar var ama En büyük sorun enflasyon sorunu. Enflasyona bakıyorsunuz, ay çiçek yağı uçmuş, pirinç fiyatı uçmuş hepsi uçmuş ama bir iktidar var marketçiye kızıyorlar. Sen stok yapıyorsun seni cezalandırıyorum. Muhalefet var siz ucuzlatın biz iktidar olunca paranızı geri ödeyelim. İktidar olamazsan kim ödeyecek bunların parasını? Sorun markette falan değil, sorun tarlada. Tarla sorunu çözülmediği müddetçe enflasyon sorunu hiçbir zaman çözülemez” diye konuştu.

“BUGÜN GÜNLERDEN KASTAMONU’DUR”

Genel Başkan Yardımcısı Nurdan Şahin Demirbağ ise; “İlkeli, inançlı, kutuplaştıran değil kucaklayan yürüyüşümüzde bugün günlerden Kastamonu’dur. Mustafa Kemal Atatürk’ün, 24 Ağustos 1925’de ‘Bir Türk Dünya’ya bedeldir’ sözünü söylediği Kastamonu’dayız. 26 Ağustos Çarşamba günü, mareşal üniformasıyla belediye binasına gelen Atatürk, burada başlarında kahyaları ile birlikte İnebolu kayıkçıları ile diğer heyetleri kabul eder. Kayıkçılara iltifat eden Atatürk, akşamüzeri, İnebolu çarşısını sivil elbise ve elinde şapkası olduğu halde dolaşır. Gece İnebolu kayıkçılarının gösterilerini ve fener alaylarını izler. 27 Ağustos Perşembe günü sivil elbise ve elinde şapkası ile İnebolu Türk ocağı binasına gelen Atatürk, medeniyet kavramına ve kıyafetin medeniyetle alakasına dair bir konuşma yapar ve devamında, ‘Bu serpuşun adına şapka derler.’ cümlesi ile de şapka inkılabını ilan etmiş olur” dedi.

“TARIM SORUNLARI ÇÖZÜLMEDEN DİĞER SORUNLAR ÇÖZÜLEMEZ”

Türkiye’nin çeşitliğine değinen Demirbağ; “Türkiye, bulunduğu coğrafya, sahip olduğu tarım kültürü ve tarihi, iklimi, toprak zenginliği, genç nüfusu, ticaret olanakları ve en önemlisi biyoçeşitliliği ile tarımda çok büyük potansiyele ve fırsatlara sahiptir. Ancak bu potansiyeli ve fırsatları değerlendirmek yerine ithalata dayalı bir politika uygulamaktadır. Dünyanın pek çok ülkesi 1-2 tarım ürünü ile söz sahibi olurken, Türkiye’nin dünyada söz sahibi olacağı çok sayıda ürün mevcuttur. ‘Bu zenginlik başka ülkelerin ellerinde olsa neler olurdu neler?’, Böyle bir zenginliğin üstünde oturup da neden ithalat yapıyoruz? Tarımsal üretimde kara kışı neden yaşıyoruz?  Türkiye’nin tarım sorunları çözülmeden diğer sorunları çözülemez. Bağımsızlık savaşını kazanan Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının daha Cumhuriyeti ilan etmeden, İzmir’de 1’inci iktisat Kongresini toplamaları bir tesadüf değildir. Onlar gerçek kurtuluş ve kuruluşun ekonomik bağımsızlıkla olacağını biliyorlardı. 1’inci İktisat Kongresi ile yeni yönetimin ekonomide uygulayacağı politikaları belirlediler. Bu politika temel olarak tarıma dayanıyordu.  Bunun temel felsefesi, hepimizin bildiği gibi; M. Kemal Atatürk’ün “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür” sözü olmuştur. ‘Köylü nüfusunu üretim yapan, ekonomiye katkı sağlayan çiftçi grubuna dönüştürmek’ en önemli hedefidir” şeklinde konuştu.

“ACELE KAMULAŞTIRILAN TARIM TOPRAKLARI RANTA AÇILDI”

Son 20 yılı değerlendiren Demirbağ; “Son 20 yılımıza baktığımızda ise, üretimin değil ithalatın tercih edildiği, yüzbinlerce kişinin tarımdan çekildiği, aile işletmeciliğinin tasfiye edilerek, yerine şirket tarımının egemen kılındığı bir yapı oluşturuldu. Tarım toprakları, meralar en çok bu dönemde amaç dışı kullanıma açıldı. Acele kamulaştırılan tarım toprakları ranta açıldı. Duble yollar ovalardan geçirildi. Zeytinlikler yok edildi. Koruma altına alınan ovalara termik santral, derelere hidroelektrik santralleri kurmak için bölgelerdeki üreticiyle karşı karşıya gelindi. Büyükşehir yasası değiştirilerek bir gecede 16 bini aşkın köy mahalleye dönüştürüldü. Yanlış politikalar ile tabiat, ormanlar, ağaçlar yerleşim yerleri ya mahvedildi, ya da dönüştürüldü. Küresel ısınmanın da etkisiyle, sel, yangın, toprak kayması) gibi anormal tabiat olayları daha sık gelişmeye başladı. Geçen yaz başta Bozkurt ilçesi ve çevresinde yaşadığımız felaketi unutmadık. Genel Başkanımız ve heyetimiz acıyı paylaşmak için oradaydı. Ölenlere bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz” ifadelerini kullandı.

“TARIMI STRATEJİK SEKTÖR OLARAK GÖRÜYORUZ”

İlimizin potansiyeline değinen Demirbağ; “Kastamonu ili arazilerinin yüzde 59’u orman ve fundalıktır. Kışlar uzun ve sert, arazi yapısı engebeli, birinci sınıf tarım arazisi az, sulama imkânları yetersizdir. Bu nedenle bitkisel üretimde çeşitlilik azdır. Tarım arazilerinin darlığı tarla bitkileri üretimini kısıtlamakta, ilkbahar sonlarındaki don olayı, meyveciliği zorlaştırmaktadır. Buna karşılık hayvansal üretim daha yoğun ve daha karlıdır. Kastamonu’da yetiştirilen önemli tarım ürünleri buğday, arpa, patates, sanayi bitkisi olarak, şekerpancarı ve sarımsaktır. Tüm Türkiye’de üretilen sarımsağın yüzde 25’i Kastamonu’da üretilmektedir ve Avrupa’dan Coğrafi işaret tescillidir. İlimiz genelinde hayvancılık, hem ekolojik koşulların doğurduğu avantajlar hem de geleneksel nedenlerle tarımın en önemli kolu özelliğindedir. Yapılan bilimsel çalışmalarda Kastamonu’da (glayöl adlı) kesme çiçek, 19-33 bin ha alanda tek ve çok yıllık yem bitkileri ve silajlık mısır üretilebileceği saptanmıştır. Biz ülke olarak içine düştüğümüz bu ekonomik karakıştan, Memleket Partisi olarak, ancak tarım, Tarıma Dayalı Sanayi, Tarım Turizmini destekleyerek çıkacağımızı biliyoruz. Bu nedenle tarımı stratejik ve öncelikli sektör olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.

“BİZİ KURTARACAK OLAN TOPRAKTIR, TARIMDIR”

Demirbağ çözüm önerilerini sıralayarak; “Biz; Devlet Planlama Teşkilatı yeniden aktif hale getireceğiz. Tarımda, gelişmiş ülkelerdeki gibi, en az 5 yıllık üretim planlaması yapacağız. Ülkemizde kapsamlı Bitkisel ve Hayvansal Üretim ve Su Envanteri oluşturacak, şekilde ‘Tarım Sayımı’ yapacağız. Ölçmediğin, tartmadığın hiçbir şeyi kontrol edemezsin, kontrol edemediğini de yönetemezsin. Tarım kanunundaki GSMH’nin en az yüzde 1’i çiftçiye destek olarak verilir” ifadesinde olduğu gibi, üreticiye verilmesi gerektiği halde verilmeyen destek bütçesini tam olarak zamanında çiftçiye kullandıracağız. Çiftçi ailelerinin (ÇKS kayıtlı) çocuklarına, tarımsal üretime devam etmeleri koşuluyla, Sigorta+Asgari ücret vereceğiz. Böylece gıda güvenliği korunacak, sağlanacak hem de kırsaldan kentlere olan göç engellenecektir. Süt ve et meselesinin çözümü, ot meselesinin iyi yönetilmesi ile mümkündür. Bu yüzden, kaba yem ve kesif yem (fabrika yemi) sorununu çözmek için, havzalarda bitkisel üretim ve ürün deseni planlaması yapacağız.  Daha az su, enerji kullanımı gerektiren ve dünyayı soğutacak bir üretim sistemi olan, geleneksel küçük aile tarımımıza sahip çıkacağız. Ülkemizde gıda ve su krizinin yaşanmaması, açlıkla karşı karşıya kalınmaması için hızla bir gıda egemenliği hareketi oluşturmamız gerekiyor. Bu nedenle tüm siyasi partilere çağrı yaparak bir buluşma talep ettik. Ülkemizin ortak iyisinin oluşmasında ortak aklın önemine inanıyoruz. Çağrımıza olumlu yanıt veren bütün siyasi partilerle görüşmeye devam edeceğiz. Bizi kurtaracak olan topraktır, tarımdır” ifadelerini kullandı.

“MUHALEFETTEKİ SON KONGREMİZ”

Parti Meclis Üyesi Eşber Atilla da yaptığı konuşmasında; “Türkiye’ye yeni bir umut olarak Sayın Muharrem İnce liderliğinde kurduğumuz Memleket Partisi Kastamonu İl Kongremize katılan herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Bugün yapmakta olduğumuz kongremizin iki önemli özelliği var. Birincisi Büyük Önderimiz Atatürk’ün devrimlerini duyurduğu özel ve güzel şehrin Kastamonu’nun Memleket Partisi olarak ilk il kongresi olması. İkincisi ise Allah’ın izni, milletin takdiri, siz örgüt emekçilerinin gayretiyle muhalefetteki son kongremiz olması. Bir dahaki kongremizde seçimlerden galip çıkmış, Memleket Partisi en yüksek oyu almış ve Sayın Muharrem İnce Cumhurbaşkanı olmuş bir şekilde buluşacağız. Ben buna inanıyorum. Bu ülkenin doğusuna da, batısına da, kuzeyine de, güneyine de rahat rahat giden ve gittiği her yerde inandığı doğruları net bir şekilde söyleyen tek Genel Başkan olduğu için inanıyorum” dedi.

E.K.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.