TBMM BAŞKANI PROF. DR. MUSTAFA ŞENTOP; “Bildiklerimizle derin bir cehalet içindeyiz” « KASTAMONU SOZCU GAZETESİ

EĞİTİM">
SON DAKİKA

TBMM BAŞKANI PROF. DR. MUSTAFA ŞENTOP; “Bildiklerimizle derin bir cehalet içindeyiz”

Bu haber 27 Eylül 2022 - 7:45 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Kastamonu Üniversitesi’nin (KÜ) yeni akademik yılının açılış töreni Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un katılımıyla gerçekleşti.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’u, ilimizde ilk olarak Vali Avni Çakır’ı makamında ziyaret etti. Akabinde Şentop, Kastamonu Belediyesi’ni ziyaret etti. Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu, Şentop’a çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Kastamonu Üniversitesi Sezai Karakoç Salonu’nda düzenlenen 2022-2023 akademik yılı açılış programında açılış konuşmasını yapan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, yüz yüze yapılan akademik açılış sebebiyle heyecanlarının en üst düzeyde olduklarını belirterek; “Böylesine güzide bir heyeti üniversitemizde görmüş olmanın verdiği memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum. Sayın Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanımıza davetimize icabet ettiği için bilhassa şükranlarımı arz ediyorum. Tarihi, kültürü, coğrafyası, insanı ve samimiyetiyle muhteşem bir vatanda, uğrunda can verilesi topraklarda, Anadolu’da yaşıyoruz. Bu güzel ülkenin tüm değerlerini cömertçe yansıtan bir ayna mesabesindeki Kastamonu ilimiz de bu büyük resmin nadide bir parçası. İlimiz, peygamberimizin kutlu müjdesini ve mesajını bu topraklara taşıyan bir sahabeye, Kaysül Hamedani Hazretlerine beşiklik ettiği gibi evliyalar şehri unvanına layık bir şekilde Şeyh Şaban-ı Veli başta olmak üzere sayısını bilemediğimiz çoklukta büyük şahsiyetlerin ruhaniyetini ve maneviyatını bünyesinde barındırıyor. Muhteşem bir tarihe ve kültürel mirasa sahip bu topraklar birçok medeniyetin izlerini taşıyor. 1213 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın emriyle Selçuklu Kumandanı Hüsamettin Çobanbey tarafından fethedilen Kastamonu, 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet eliyle Osmanlı idaresine girinceye kadar önemli bir ilim ve kültür merkezi olmuş, birçok ilim adamı yetiştirmiş, Osmanlılar döneminde de bu özelliğini devam ettirmiştir. Vatanına, milletine ve dinine derinden bağlı fedakâr ve azimli insanların yaşadığı Kastamonu, aynı zamanda Milli Mücadele döneminde sergilediği kahramanlık ve vatanseverlikle tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır” ifadelerini kullandı.

“BUGÜNE KADAR MEZUN OLAN ÖĞRENCİ SAYIMIZ İSE 55 BİN 901’DİR”

Birçok il ve ülkedeki gençler tarafından tercih edilen bir üniversite olduklarını vurgulayan Rektör Topal; “2006 yılında kurulan ve henüz genç bir üniversite konumunda olan Üniversitemiz; bugün gelinen nokta itibarıyla kurumsallaşmasını tamamlamış ve hamdolsun hatırı sayılı bir üniversite haline gelmiştir. Üniversitemiz; 15 fakülte, 3 enstitü, 2 yüksekokul, 13 meslek yüksekokulu, 24 uygulama ve araştırma merkezi, 17 koordinatörlük, TÜRKAK tarafından akredite edilmiş Merkezi Araştırma Laboratuvarı, Teknoloji Transfer Ofisi ve Kastamonu TEKNOKENT’i bünyesinde barındırmaktadır. Ön lisans ve lisans program Sayımız 264, lisansüstü program sayımız 97, toplam öğrenci sayımız ise bu gün itibarıyla 28 bin 656’dır. Üniversitemizden bugüne kadar mezun olan öğrenci sayımız ise 55 bin 901’dir. YÖK’ün geçtiğimiz aylarda yayımlanan Öğrenci Hareketliliği raporuna göre, 81 ilden öğrenci çekebilen bir üniversiteyiz. Geçtiğimiz yıl üniversitemize yerleşen öğrencilerin, yüz 78’i yani dörtte üçünden fazlası Kastamonu dışından ilimize gelen öğrencilerden oluşmaktadır. Yine Türkiye’deki üniversiteler arasında uluslararası öğrenci oranı açısından önde gelen üniversiteler arasındayız. Bugün itibarıyla 51 farklı ülkeden 2 bin 266 uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapmanın haklı gururunu yaşıyoruz. 956 akademik ve 732 idari personelimizle sunduğumuz yükseköğretim hizmetini daha da ileri götürme konusunda kararlıyız. Bölge potansiyeli açısından YÖK tarafından üniversitemize yüklenmiş bir sorumluluğumuz bulunmaktadır. Bölgesel kalkınma odaklı misyon farklılaşması projesi kapsamında ‘Ormancılık ve Tabiat Turizmi’ konusunda ülkemizin tek ihtisas üniversitesiyiz. Bugün öğlen saatlerinde ziyaret ettiğiniz ve yakın zamanda Sayın Gençlik ve Spor Bakanımızın destekleriyle tamamlayarak faaliyete geçirdiğimiz Ay Yıldız Spor ve Yaşam Merkezimiz Batı Karadeniz Bölgesinin en büyük spor kompleksi konumundadır. Olimpik yüzme havuzu, standartlara uygun kapalı spor salonu, bowling, jimnastik, çok amaçlı salonları ve açık 8 sahasıyla sadece öğrencilerimize değil tüm Kastamonu’ya hizmet vermekte, ülke düzeyinde gerçekleştirilen müsabakalara ev sahipliği yapmaktadır. İçinde bulunduğumuz Kuzeykent Kampüsü’müz de yine yakın zamanda tamamladığımız Yeni Meslek Yüksek Okulumuz, İlahiyat Fakültemiz, akademik ve idari personelimize hizmet veren 128 daireli lojmanlarımız ve sürekli üzerine titizlendiğimiz altyapı iyileştirme çalışmalarının yanı sıra, bu kampüsümüzün dışında bulunan ve Sağlık Adası olarak tanımladığımız bölgede yer alan Tıp Fakültesi Morfoloji Binamızı da çok şükür tamamlayarak akademik yıl açılışımıza yetiştirmiş olduk. Bugün itibarıyla Tıp Fakültemizin 1, 2 ve 3’üncü sınıf öğrencileri nihayet yeni binalarında eğitim ve öğretim dönemine başladılar. Öte yandan 33 bin metre karelik Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanemizin 2023 yılı yatırım programına alınması sebebiyle detay projelerini ihale etme aşamasına geldik. Bu yıl Kastamonu’muza Sayın Cumhurbaşkanımızın bir hediyesi olarak açılış izni verilen Diş Hekimliği Fakültesi ve Hastanemiz için yine aynı adada bulunan 14 bin metre karelik diğer bir binamız 2023 yılı yatırım programına alınmış olup, burası için de hem akademik yapılandırma hem de projelendirme çalışmalarımız devam etmektedir. Şehrimizde sağlık alanında önemli bir role sahip Kastamonu Devlet Hastanesi, Sayın Sağlık Bakanımızın özel ilgisiyle afiliasyon aşamasını tamamlayarak Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüşmüş olup, Tıp Fakültemizin klinisyen öğretim üyeleri hastanemizde halkımıza hizmet vermektedir” diye konuştu.

“TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGEMİZDE DE ÖNEMLİ ADIMLAR ATTIK”

Üniversite olarak gerçekleştirdikleri diğer çalışmalar hakkında bilgi veren Rektör Topal; “Üniversitemizde teknolojik çalışmalara destek vermek, ARGE kültürünü yaygınlaştırmak ve özel sektörün Üniversitemizdeki nitelikli akademik bilgiden ve entelektüel sermayeden yararlanmasını sağlamak, genç müteşebbisleri destekleyip sahaya güçlü bir şekilde sürmek amacıyla, üzerine ciddiyetle eğildiğimiz Teknoloji Geliştirme Bölgemizde de önemli adımlar attık. Sadece iki yıl gibi kısa bir sürede; Kastamonu Valiliği, Kastamonu Belediyesi, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası, Kastamonu Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Kastamonu Ticaret Borsası, Kastamonu Köy Kooperatifleri Birliği, Kastamonu İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ve 4 özel sektör müteşebbisimizle birlikte Kastamonu TEKNOKENT Şirketimizi kurduk ve hamdolsun faaliyete başlattık. Kısa bir sürede ilk prefabrik binasını yüzde 100 doluluğa ulaştıran şirketimizin aynı yıl içinde 5 bin 300 metre karelik yeni binası Sayın Sanayi ve Teknoloji Bakanımızın himayelerinde projelendirilerek inşaatına başlanmış ve bir yıl içinde tamamlanarak hizmete alınmıştır. Bugün itibarıyla tamamı dolmuş olan binamızda ağırlıklı olarak yazılım, teknoloji, gıda araştırmaları ve orman endüstrisi başta olmak üzere farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmalar yer almaktadır. 10 dönümlük bir alanda faaliyete başlayan TEKNOKENT’imizin Teknoloji Geliştirme Bölgesi alanını genişleterek, Sayın Cumhurbaşkanımızın Resmi Gazete’de yayımlanan onay kararıyla 110 bin metre kareye çıkardık. Bugün itibarıyla bu bölgenin de imar çalışmalarını tamamladığımızı memnuniyetle ifade etmek isterim. Bu alanda oluşturduğumuz tematik ARGE adalarında Orman Endüstrisi, Gıda Ürünleri, Hayvansal Üretim, Yenilenebilir Enerji, Havacılık gibi ARGE çalışmaları yatay üretim alanlarında faaliyet göstereceklerdir. Bunların bir ilki olarak Orman Fakültemiz ve özel sektör desteğiyle bir FABLAB olarak kurguladığımız 1 bin 100 metre karelik Ahşap İnovasyon ve ARGE merkezimizi tamamlamış bulunuyoruz. Burada klasik orman endüstri ürünlerinin yanı sıra ahşap oyuncak ve spor malzemelerinin tasarım, üretim ve geliştirme çalışmalarının yürütüleceğini söyleyebilirim. Bilhassa genç müteşebbislerin ve mezuniyet aşamasına gelmiş öğrencilerimizin özel sektör ortamına hazır ve güçlü olarak geçişlerini sağlamak maksadıyla kurduğumuz Girişim Vadisi Kuluçka Merkezi’miz; İhtisas Odaklı Girişimcilik Programımız başta olmak üzere, çok sayıda eğitim faaliyeti sunmakta, bir yandan da mahalli dinamiklerin yapısını kuvvetlendirmeyi amaçlamaktadır. Yerel Eylem Grupları, Kadın Kooperatifleri ve Geleneksel Üretim Sahiplerinin kapasitelerinin güçlendirilmesi ve niteliklerinin artırılması maksadıyla pek çok eğitim ve sertifika programını büyük bir özveriyle yürütmektedir. Tam zamanlı ve profesyonel çalışanlarıyla hizmet veren Patent Destek Ofisimiz, belki de ülkemizde tek örnek olarak hem akademisyenlerimizin projelerinin fikri çıktılarını korumak hem de reel sektörün rekabet gücünü artırmak maksadıyla patent, marka, faydalı model ve coğrafi işaret tescili gibi işlemleri yürütmekte ve tüm bunları ücretsiz olarak yapmaktadır” dedi.

“ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR YAPMAKTAYIZ”

Rektör Topal konuşmasının devamında; “Öte yandan sanayi sektörü, içinde bulunduğu teknik problemlerin çözümü için Proje Destek Ofisimiz ve İnovatif Teknolojiler Ofisimizle birlikte çalışmakta ve ulusal veya uluslararası projeler geliştirmektedir. Ayrıca yerel nitelikli, doğal, organik ve ev yapımı ürünlerin, uluslararası pazarlara çıkabilmeleri için onları dijital raflara taşıyacak, marka ve reklam desteği verecek, tanıtım ve pazarlama gücünü artıracak bir birim oluşturma maksadıyla ‘Dijital Pazarlama Stratejileri’ Ofisini hayata geçirdik. Bunun da başarılı çıktılarını pek yakında sizlerle paylaşacağımızı umut ediyorum. Üniversitemizin kurumsal olarak gelişmesi ve bunun sürdürülebilirliği açısından son derece önem verdiğimiz kalite çalışmaları kapsamında, çalışmalarımıza titizlikle devam ediyoruz. TÜBİTAK, TÜRKSAT, BTK gibi nitelikli kamu kurumları ve İTÜ, Hacettepe, Ankara gibi pek çok üniversite ile de stratejik işbirlikleri yürütmekteyiz. Erişilebilirlik çalışmaları, sıfır atık belgesi, yeşil kampüs, akreditasyon adımları ve en son geçen hafta olumlu neticelenen TSE kurumsal izlemeleri başarıyla yürümekte ve bu konularda oldukça geniş bir ekip çalışmaktadır.  Hepimizin bu kurumda bulunmamızın başlıca sebebi olan öğrencilerimiz için bir yandan fiziki şartları iyileştirmeye gayret ederken bir yandan da Staj, Uygulamalı İşyeri Eğitimleri, Kariyer eğitimleri, Mezun çalışmaları, Spor ve Sanat alanında önemli çalışmalar yapmaktayız. Üniversitemizde tiyatro, tarih, müzik, fotoğrafçılık, çevre gibi farklı alanlarda aktif olarak faaliyet gösteren 93 adet öğrenci topluluğu mevcut olduğunu söylersek sanırım önemli bir göstergeyi sizlerle paylaşmış oluruz. Genç üniversitemizin daha da gelişmesi ve sadece Türkiye’de değil tüm dünyada bilinen bir yükseköğretim kurumu haline gelmesi için çabalarımızı ve çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

“ÖĞRENCİLER İÇİNDE EN YAŞANABİLİR ŞEHİRLERDEN BİR TANESİ”

Belediye olarak eğitime destek için ellerinden geleni yapmaya hazır olduklarını söyleyen Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu; “Tabi artık adetten oldu ben kendimi o kadar çok üniversite içinde hissediyorum ki 30 küsur yıl önceye gidiyorum kendi öğrencilik yıllarım gözümün önüne geliyor. Tabi ki şimdiki imkanlarla kıyasladığımızda da aradaki devasa farkı görüyoruz. Tabi bunun artıları da var eksileri de var. Çok sözü uzun tutmayacağım ama özellikle Sayın Başkanım Kastamonu’nun bir özelliği var ki hem Türk Cumhuriyetlerinden hem özellikle Afrika’dan çok sayıda öğrencimiz var Kastamonu’muzda. Sayıca belki de Türkiye’deki ilk 3 üniversitenin içerisindedir. Rakamı yanlış bilmiyorsam 5 binin üzerinde öğrencimiz var özellikle dışarıdan gelen. Bunun içerisinde Doğu Türkistan’dan geleninden tutunda Azerbaycan’a, diğer bütün ülkelere kadar hemen hemen her taraftan gelen öğrencilerimiz var. Biz de onlara ziyadesiyle ev sahipliği yapmak istiyoruz. Tabi Kastamonu özellikle buranın çok ayrı bir özelliği var. Kastamonu hem maneviyatın başkenti diyoruz hem huzurun başkenti diyoruz hem evliyalar şehri diyoruz hem milli mücadelenin olmazsa olmaz şehri diyoruz ve tabi bunlara ilave aynı zamanda öğrenciler içinde en yaşanabilir şehirlerden bir tanesi diyoruz.  Bu anlamda belediye olarak bize de ne düşerse yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

“ALLAH HERKESİ AKLINI İYİYE KULLANANLARDAN EYLESİN”

Gençlere tavsiyelerde de bulunan Başkan Vidinlioğlu; “Aynı sıralardan bizler de geçtik. Ama bugün en önemli şey bilgi ve Cenab-ı Allah’ta Kur’an-ı Kerim’de hep akletmekten bahseder. Akıl birbirine ulamak bağlamak anlamındadır. Aynı zamanda da ayak bağı anlamındadır. Dolayısıyla öğrendiğiniz bilgileri birbirine uladığınız zaman yol alır gidersiniz. Ama ayak bağı olduğu zamanda hepinize köstek olur yol yürümenize engel olur. Onun için doğru bilgiyi kullanmak önemli ve bunun içinde lütfen kafayı emanete vermeyin ve çapraz sorgulama ile bilgileri teyit edin. Öyle bir dönemdeyiz ki bilgisayarı açtığınızda bilgiye ulaşmak çok kolay ama hangi bilgiye ulaştığınızı da lütfen teyit edin. Onun için bilgi her zaman işe yarar bir şey değildir. Doğru bilgi doğru ellerde doğru kullanıldığı zaman doğru öğretildiği zaman anlam ifade eder. Onun için Cenabı Allah herkesi aklını iyiye kullananlardan eylesin. Yeni eğitim öğretim yılı hem değerli hocalarımız için hem sevgili öğrencilerimiz için hem de ülkemizin genç evlatları için hayırlar getirsin inşallah. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına artık çok kısa bir süre kala hedef 2023 hedef 2053 hedef 2071 doğrultusunda sizlerle yol yürüyeceğiz. Allah hepimize güç, kuvvet versin” dedi.

“ÜNİVERSİTEMİZ GELİŞEN GENÇ ÜNİVERSİTE OLDUĞUNU İSPATLAMAKTADIR”

Vali Avni Çakır ise; “Bilindiği gibi tarihten beri bir devletin gücünü, üretilen bilgi ile onu teknolojiye dönüştüren insan ve kurumları belirlemektedir. Bu önemli kurumların başında da üniversiteler gelmektedir.  Üniversitelerin üç ana misyonunun, bilimsel araştırma ve yayınlarla bilgi üretme, eğitim ve öğretim yoluyla bilgiyi yayma ve her alanda teknolojiyi geliştirerek bilgiyi uygulama olduğunu söyleyebiliriz. Üniversiteler aynı zamanda bilimin ışığında ilerleyerek tüm insanlığa hizmet ederken, özelde ise bulunduğu yerdeki toplumsal kalkınmanın itici gücünü de oluşturmaktadır.  Kastamonu Üniversitemizde ilimizin ekonomik ve toplumsal kalkınmasında da önemli bir görevi yerine getirmektedir. İlimizde turizm, tarım, ormancılık, sağlık, sanayi sektörlerinde üretim kapasitesinin artırılması ve hizmet sunumun yükseltilmesinde üniversitemiz kritik bir rol ifa etmektedir. Ormancılık ve Tabiat Turizmi ihtisas üniversitesi seçilen Kastamonu Üniversitesi, tabiat harikası olan şehrimizin turizm potansiyelinin artırılmasında ve ormancılık potansiyelinin ekonomik gerçeğe dönüştürülmesinde önemli görevler üstlenmektedir. Üniversitemiz yakın sayılabilecek bir tarih olan 2006 yılında kurulmasına rağmen, ülkemiz ve dünyadaki üniversiteler arasında seçkin bir yer edinmeyi hedeflemekte ve bilimsel altyapı, sosyal, kültürel, fiziki ve sportif alanlarda atılımlarıyla ‘Gelişen Genç Üniversite’ olduğunu ispatlamaktadır. Bu sebeple üniversitemizin tüm Akademik camiasına, araştırmacılarına ve çalışanlarına teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

“KASTAMONU’YU HER YERDE ANDIK”

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, yeni eğitim-öğretim döneminin hayırlı olmasını dileyerek; “Kastamonu’nun birçok özelliğinin yanında esasen Milli Mücadele döneminde çok önemli Milli Mücadelenin kilit şehirlerinden birisiydi. O bakımdan Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin açılışının 100’üncü yıldönümü dolayısıyla gelmeyi planlamıştık ama pandemi dolayısıyla kısıtlamalar oldu onun için gerçekleştiremedik. 12 Mart 2021 İstiklal Marşımızın kabulünün 100 yıldönümüydü. Bu tarihte Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı’mızın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulünden 3 hafta öncesinde Kastamonu Açıksöz Gazetesi’nde yayınlandığını biliyoruz. Zira Mehmet Akif TBMM tarafından Ağustos 1920’de görevlendirilmesiyle birlikte önce Çankırı daha sonra Kastamonu’ya geldiğini burada Nasrullah Camii’nde çok önemli bir vaaz verdiğini biliyoruz. Daha sonrasında bu vaaz gazetelerde yayımlanmış akabinde cephelerdeki askerlerimize gönderilmiş. Kastamonu İnebolu üzerinden gelen İstiklal Yolu’nun önemli bir merkezi olan Kastamonu’yu her yerde andık ama Kastamonu’ya gelip burada anamadık. Gecikmiş bir ziyaret olarak bunu değerlendiriyorum” ifadelerine yer verdi. 

“HER İLİMİZDE EN AZ BİR ADET ÜNİVERSİTE BULUNUYOR”

Şentop, üniversite sayısına değinerek; “Siyasette geçirdiğim süre, akademide geçirdiğim süreden daha kısa. Ancak bunu birbirinden tamamen ayrıştırarak çok farklı görmüyorum. Zaman zaman yapmış olduğum bazı siyasi konuşmaları arkadaşlarımız bir hoca gibi konuştuğumu söylediklerinde, sevineyim mi üzüleyim mi bilemiyorum. Bu da bir anlamda tam bir siyasetçi olamadığım anlamında da yorumlanabilecek bir sözdür. Şüphesiz akademide üniversitede görev yapmanın insana misyon kazandırdığını biliyorum ve ondan istifade ederek siyasete katkı yapmaya çalışıyorum. Üniversiteler Türkiye’de çok önemli bir noktaya geldi. Özellikle son 20 yılda üniversite sayımızda ciddi bir artış oldu. Şuan itibarıyla kamu üniversitesi olarak 131 üniversitemiz, vakıf üniversitesi olarak da 78 üniversitemiz var. 209 üniversitemiz var. Her ilimizde en az bir adet üniversite bulunuyor. Bu üniversitelerin açıldığı zamanda da tartışmalar olmuştu. ‘Akademisyen yok’, ‘Üniversiteleri açmak doğru mudur?’ diye tartışmalar olmuştu. Bu uzun uzun akademik olarak tartışılabilecek bir konu. ‘Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan’ konusu gibi. ‘Önce akademisyen yetiştirelim, sonra üniversite açalım’ ya da ‘Önce üniversite açalım, sonra akademisyen yetiştirelim’ tartışması sürecek bir tartışma” dedi.

“ÖĞRENCİ SAYISININ ARTMASI GÜZEL BİR ŞEY”

Açıklamalarına devam eden Şentop; “Kastamonu Üniversitesi 2006’da açıldı. Birçok üniversitemiz de o tarihte açıldı. Bugün geldiğimiz noktada. Üniversiteyle ilgili adımların atılmasına bir yerden başlanılması gerekiyor. O açıdan baktığımızda Belediye Başkanımız da ifade etti, bizim öğrencilik yıllarımız da aşağı yukarı aynı yıllara tekabül ediyor. Üniversitelerimizde o dönemin imkanları fiziki imkanlardan başlamak üzere akademik çalışma imkanlarıyla beraber ne kadar yetersiz olduğunu biliyorsunuz. Ben Marmara Üniversitesi’nde 18 yıl görev yaptım. Muhteşem bir binaydı ancak akademisyenlere tahsis edilecek odalar sınırlıydı. Bir akademisyenin tek başına kullanabileceği oda imkanı yoktu. Odalar başka mekan olarak tasarlanmış fonksiyonla yerlerinin değiştirilmesi suretiyle yapılmış odalardı. Onun dışında akademik çalışmalara destek bakımından da gerçekten çok nadir desteklerin olduğu dönemlerdi. Şimdi ise birçok imkan, özellikle fiziki anlamda üniversitelerimizde imkanlar mevcut. Tabi fiziki mekanlar, akademik destekler, akademisyen sayısının artması, öğrenci sayısının artması güzel bir şey. Bu devlet tarafından yapılan kısmı. Bir hizmet olarak öğrencilere, vatandaşlarına bu imkanları sunuyor. Bunun içini doldurmak icap ediyor. Eğitim öğretim bakımından önemli. Üniversitelerimizde eğitim öğretimin faaliyeti şekliyle birlikte teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı netice olarak büyük değişiklik ve gelişmeler var. Ortaokul yıllarımda ansiklopediler vardı. Merak ettiğimiz bir şeyi o kitaplardan bakıyorduk. Ansiklopedik kaynak bulabilmek zordu. Ortaokulda lisede hatta üniversitede önemli olan şey bilgiydi. Çünkü öğrencinin başka yerde bilgi bulabilmesi çok zordu. Zaman değişti artık bilgi çok. Hatta bilgi salgını var” şeklinde konuştu.

“ÇOK DERİN BİR CEHALET İÇİNDEYİZ”

Şentop, bilginin çok olmasına rağmen doğru bilgiye ulaşmanın zorlaştığını vurgulayarak; “90’lı yıllarda basılmış olabilir. Prof. Dr. Nabi Avcı hocamızın ‘Enformatik Cehalet’ kitabı, bilgiyle nasıl cahil olunabiliri anlattığı bir kitap. Bugün tamda kitabın adıyla müsebba bir dönemi yaşıyoruz. Bilgi çok, her şeyi biliyoruz ama bildiğimiz konularla ilgili çok derin bir cehalet içindeyiz. Çünkü bildiklerimizden hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğundan emin değiliz. O bizim takdirimizde kalmış bir şey. Kendi kanaatimizi, duygularımızı, hissiyatımızı besleyecek bilgileri bulabilmemiz mümkün ama o yanlış bilgilerle kendi kanaatlerimizi destekleyerek, doğruyu, hakikati bulma yönünde bir irade ortaya koyamıyoruz maalesef. Bunlar üzerinden bina edilmiş birçok kanaatler, yorumlar, yalan yorumlar üzerinden bir hayat yaşıyoruz. Gerçek hayattan sanal hayata kayan günlük hayat içerisinde vaktimizi geçiyoruz. Bilgiden çok hangi bilginin doğru olduğunu ortaya koyacak temel kriterlere ihtiyacı var öğrencilerimizin. Bilgiye ulaşmak kolay ama bulduğumuz bilginin sahici bilgi olup olmadığını, doğru bilgi olup olmadığını tespit etmek, amel edilebilecek bilgi olup olmadığını tespit etmek çok önemli hale geldi. Bu bakımdan öğrencilere aktaracağımız şeylerin mahiyetinde de değişikliklere gitmemiz gerekiyor. Gençlerimize doğruyu, yanlışı ayırt edebilme imkanı veren derslerin konulması gerektiğini düşünüyorum. Eleştirel düşünceyle ilgili bazı derslerin konulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu kadar bilgi karışıklığı içerisinde, bu kadar bilgi ve yorum farklılıkları içerisinde bizim doğru bilgiyi bulmamız zorlaşıyor. Gençlerimize bu yönde imkan sağlayacak bazı gereçler bulmamız lazım. Bu bakımdan eğitim-öğretimin eşitliğiyle ilgili, anatomisiyle ilgili biraz daha farklı yönlere gidiyoruz. Tabii bunun avantajlı yönleri de var. Daha önce bilgiye erişmenin çok zor olduğu zamanlarda bazı tekeller oluşuyordu. Bilginin belli akademik alanların dışına çıkması engelleniyordu, tabiri caizse. Sıradan bir vatandaşın bunlara ulaşma imkanı yoktu. Şimdi bunlar aşıldı. Teknoloji geliştirme noktasında, dünyanın birçok ülkesinde de, eğer ciddi bir çalışma, özgüvenle bir çalışma gerçekleştirebilirseniz, birçok bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Bunları da teknolojiye aktarma imkanı bulabiliyorsunuz” dedi.

“BU BİRAZ ZİHNİYET MESELESİ, BİRAZ ÖZGÜVENLE İLGİLİ MESELE”

TBMM Başkanı Şentop; Batı’da üretilen bilgiyi geliştirecek tecrübeye sahip olduğunu vurgulayarak; “Batı’da üretilen bilgiyi geliştirerek, bunları çoğaltarak, yeniden üreterek, öğrencilerimize de aktarabilecek bir imkana ve tecrübeye sahibiz. Bu biraz zihniyet meselesi, biraz özgüvenle ilgili mesele. Hepimiz bugünkü dünyanın, bugünkü şartları sanki tarihin bütün dönemlerinde hep böyle olduğunu telaki ediyoruz. Çok büyük bir medeniyetin çocuklarıyız. Onun için sadece Batı’da üretilen bilginin tüketicisi değil de, yeni şeyler üretebilen, yeni teknolojiler ortaya koyabilen bir güce, bir anlayışa, bir özgüvene sahip olmalıyız. Gerek Türkiye’de gerekse yurtdışında faaliyet gösteren birçok akademisyen arkadaşımızın bilime yapmış olduğu katkılar hepimizin göğsünü kabartıyor” diyerek anekdotlar üzerinden sözlerine devam etti.

“BİR MAHİYET DEĞİŞİKLİĞİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Şentop, dünyanın çok büyük bir değişim içerisinde olduğunu ifade ederek; “Pandemi ile birlikte değişimin hızlandığını görüyoruz. Bu sadece nicelik ve nitelik değil, bir mahiyet değişikliği ile karşı karşıyayız. En son yakın coğrafyamızda Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla ortaya çıkan bir savaş var. Bu savaşın sadece bölgemizi değil, dünya barışını etkileyecek bir mahiyeti var. Böyle bir durumda yeni bir dünya düzeni kurulması yönünde çalışmalar, değerlendirmeler var. Türkiye olarak çok önemli bir coğrafyada bulunuyoruz. Ülkenin jeostratejisi çok önemli. Bunun bize kazandırdığı bazı avantajlarda var, dezavantajlarda var. İstikrarsız ülkelerin, yönetilmez hale gelmiş ülkelerin olduğu bir coğrafyadayız. Ambargolarla köşeye sıkıştırılan İran, öbür taraftan Ermenistan, arka arkaya bir sürü seçimler yapan Bulgaristan ve bir tarafımızda da Yunanistan öyle bir coğrafyadayız. Türkiye ile ilgili zaman zaman bazı eleştiriler yapan yurt dışındaki muhataplarımıza dönüp baktığımızda böyle bir coğrafyada  sizin ülkeniz olsaydı herhalde uzun bir zaman herhalde yaşama imkanı bulunmazdı. Bir de tabii 40 yıldan fazla bir zamandır terörle mücadele yürütüyoruz, öbür taraftan yakın zamanda karşı karşıya kaldığımız bir hain askeri darbe teşebbüsü. Bütün bunları topladığımız zaman bu şartlar bu maruz kalınan tablo karşısında varlıklarını sürdürebilmesi yaşayabilmesi mümkün değil. Bu bakımdan jeostrateji bize bir zemin bir imkan sunuyor. Jeostratejiyi bizim bir fırsata dönüştürmemiz ve Türkiye’yi başta bölgesinde ve dünyada etkili bir ülke haline getirmemiz gerekiyor. Onun için mücadele ediyoruz” ifadelerine kullandı.

“İŞLEVSİZ HALE GELDİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER”

Birleşmiş Milletleri eleştiren Şentop; “En son hatırlayacaksınız yine cumhurbaşkanımız bundan 10 sene kadar önce BM Genel Kurulu’nda dünya beşten büyüktür demişti, hoşumuza gitmişti ama bunun sadece hayal olduğunu düşünüyordu birçok insan. Ama ondan yıllar sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Birleşmiş Milletlerin yeniden yapılanmasına yönelik bir çalışma başlatmıştı. Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya barışını sağlamak amaçlı kurulmuş bir yapı ama bunu sağlayamıyor. Bunun en somut örneği Rusya-Ukrayna Savaşı. Bir taraftan neyi gösteriyor, Birleşmiş Milletler esasen İkinci Dünya Savaşı’nın galiplerinin kurduğu bir sistem. İşlevsiz hale geldi Birleşmiş Milletler. İşe yaramaz hale geldiğini fonksiyon icra etmediğini görüyoruz. Yeni bir dünyanın kurulması aşamasında Türkiye’nin büyük ve güçlü Türkiye olarak ortaya çıkması ve kararlarının etkili bir ülke olarak bölgesinde ve dünyada faaliyet göstermesi çok önemli” diye konuştu.

“GELECEK YÜZ YIL İLE İLGİLİ YAPILAN BAZI ÇALIŞMALAR VAR”

Şentop son olarak; “Burada ben öğrencilerimizin Türkiye’nin gücüne ve geleceğine inanmaları gerektiğini ifade etmek isterim. Yurt dışına çıkıp hem Türkiye’yi sevenler hem de Türkiye’nin hasımları ile görüştüğünüzde, Türkiye’nin evimizden odamızdan gördüğümüz Türkiye’den çok farklı olduğunu çok kıymetli ve önemli olduğunu görüp fark ediyorsunuz. En son Makedonya’da soydaşlarımız ve yurttaşlarımız ile görüştük. Hepsinin söylediği şey bizim tek ihtiyacımız Türkiye’nin büyük ve güçlü olması yönünde. Türkiye güçlü olduğu zaman biz yaşadığımız şartlarda birinci sınıf insan muamelesi görmeye başlıyoruz. Türkiye’nin sadece soydaşlar yurttaşlar için değil tüm mazlum ülkeler için böyle bir anlam ifade ettiğini söyleyebilirim. Gelecek yüz yıl ile ilgili yapılan bazı çalışmalar var. Kendimizi hem geçmişte yaptıklarımıza bakarak hem de şimdi ve geleceğe yönelik baktığımızda bir özgüven içerisinde ve buna inanarak yetiştirmemiz lazım. Merak ilmin motorudur. Merak olmadığı zaman bir şey öğrenmekte mümkün olmaz. Sadece bize sunulan bize gösterilen şeyleri değil onların arkasında ki gerçekleri de merak etmeliyiz. Diğer husus eleştirel düşünce. Bir şey öğrenirken alternatifleri ile beraber değerlendirmeler yorumlarla beraber öğrenmeye çalışmakta fayda var. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki insanların yanlışları doğru olarak pazarlama imkanları var. Biraz daha hızlı bir dünyada yaşıyoruz. Her şey çok hızlı gerçekleşiyor ve bizim önümüzde akıp giden olaylara vakit ayırmamız mümkün olmuyor. Merkezimin olması lazım. Evrensel bilgi edinmek o anlamda çok iyi yetişmiş olmak gereklidir ama yeterli değildir” dedi.

Konuşmaların ardından hediye takdimi ile program son buldu.

E.K.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.